Teşekkürler Sertab

04 Nisan 2018, Çarşamba 14:39
AA
Geçen Cumartesi Maslak Uniq Hall’deki ‘Sertab’ın Müzikali’ni izledim. Neyle karşılaşacağım hakkında aşağı yukarı bir fikrim vardı, Sertab’ın kötü bir işe imza atmayacağından da emindim. Ama bu kadar iyi bir gösteri beklemiyordum.
 
Ülke standartlarının çok üstündeki bu gösteride Sertab, Broadway şovlarına göz kırpıyor. Sahne tasarımında ‘Rent’, varil-davullarda ‘Stomp’, ‘İstanbul’ şarkısının koreografisinde ‘Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar’ müzikallerine birer selam vardı sanki.
 
7 dansçısı ile Sertab küçük küçük hikayeler anlatıyor. Kah liseli bir kız, kah bir plaj güzeli, kah terk edilmiş bir kadın oluyor. Işık ve koreografi zaman zaman o kadar iyi ki “Aman Allahım ben ne izliyorum” diye şaşırıp mutlu oluyorsunuz.
 
Sahnede sürekli bir şeyler oluyor. Yıllardır bilip söylediğiniz o şarkılara canlı canlı klip çekiliyor adeta. Tam “Ay bir uçmadığı kaldı” derken o da oluyor, Sertab’ın ayakları yerden kesiliyor. Bazen bir ipe tutunuyor, bazen dansçılarının ellerinde yükseliyor.
 
Arka sıramda oturan birinden “Çok özenmiş” cümlesini duyuyorum. Doğru ama yetersizdi. “Sertab çok özenmiş, ama çok çalışmış” demeliydi. Zira aylar süren hazırlık süreci boşa geçmemiş. Kim bilir kaç kere düştü, kaç kere dizini yaraladı ve kaç kere tekrar ayağa kalktı!
 
İşin en güzel yanı ise karşınızdaki hiçbir şeyde “Ben bunu bir yerde görmüştüm” hissini yaşamıyorsunuz. Bu kadar Batılı bir konsepti, bu kadar orijinal fikirlerle başarılı bir şekilde sunan Sertab’a şapka çıkarmaktan başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Ve tabii teşekkür etmek…
 

FASHİON WEEK’İN ARDINDAN


Biraz geç kalsam da Mercedes Benz İstanbul Fashion Week’ten biraz bahsetmek gerek. Bu moda haftası “Podyumda satılabilir kıyafetler mi olmalı yoksa giyilmesi pek mümkün olmayan tasarımlarla bir yaratıcılık şovu mu izlemeliyiz?” sorusuna cevap aradı.
 
Defile ne kadar renkliyse, sosyal medyada ve haberlerde o kadar fazla yer aldı. Deniz Berdan’ın geçen yılki gibi drag queen Onur Gökhan Gökçek’i ve 83 yaşındaki Nuran Görmüş’ü podyuma çıkarması akıllıca hareketlerdi. Kıyafetler de zaten çikolata ambalajı kadar renkli olunca işlem tamamlandı.


 
Haftanın en iyi partisi ise Bazaar dergisinin Zorlu Center-Morini’deki organizasyonuydu. Konuklar şık ve güzel, servis kusursuz, ortam ise çok havalıydı. Ve çoğunluk gerçekten keyifli bir şekilde eğleniyordu.
 

ATİYE SOKAK’A YENİ SOLUK: SETS


Atiye Sokak eskiden Nişantaşı’nın nabız tutuş noktasıydı. Buradaki kafe ve restoranlarda olup biterdi her şey. Ancak bir süredir bu merkez Topağacı’na kaydı, malum. Atiye de semt dışından gelip ‘Nişantaşı havası’ almak isteyenlerle doldu.
 
Birçok eski müdavimin şikayetçi olduğu sokakta geçen hafta, Hardal’ın yerine Sets açıldı. Deneyimli bir servis ve işletme kadrosuyla işe girişen Sets’ten umutluyum. Tansu Çiller’in oğlu Berk Çiller’in açtığı Sets’in semte merhaba dediği bu gecede Özer Uçuran Çiller de vardı.
 
Hiçbir yerde görmediğimiz Sumru Yavrucuk da oradaydı. Böyle isimler bulundukları yerin kalitesini arttırıyor her zaman. Ancak Sumru Yavrucuk’u, makyajından mı, yoksa dolgularından mıdır bilmem, ilk başta tanımakta zorlandım.
 
Kahvaltıdan akşam yemeğine uzanan bistro yemek tarzıyla Sets önümüzdeki günlerde adından sıkça söz ettirecek gibi duruyor.
 

Sıradaki haber yükleniyor...