Yerel ve modern: TURK

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Şef Fatih Tutak henüz 20 yaşındayken Mengen Aşçılık Meslek Lisesi’nden mezun olmuş. Bavulunu alıp Çin’e gitmiş. Japonya, Singapur, Kopenhag, Hong Kong derken son durağı Bangkok olmuş. 2017’de burada şefi olduğu mekan dünyanın en iyi 50 restoranı arasına girince adı Türkiye’de de duyulmaya başlamıştı. 15 yıl sonra ülkesine dönen Fatih Tutak geçen aralıkta Bomonti’de TURK adlı restoranını açmıştı. Araya pandemi girdiğinden anca gitme fırsatı bulduğum TURK, NOW Bomonti binasının giriş katında. Ferah bir alan, yazın açılan terasıyla daha da çekici hale gelmiş.

Şık ama gösteriş meraklısı olmayan, insanın üzerine gelmeyen, iyi düşünülmüş bir iç mekan tasarımı söz konusu. Ortadaki ilginç şömine de ayrı bir hava katmış. Arkadaki açık mutfak adeta bir tiyatro sahnesi gibi. Önünden geçerken gözünüz karıncalar gibi çalışan ekibin şiir gibi akıp giden ritmine takılabilir.

KONSEPT YERELLİK

TURK, adından da anlaşılacağı gibi tüm konseptini yerellik üzerine kuruyor. Bu toprakların ürünlerini, gastronomi mirasına sahip çıkarak modern ve zarif bir şekilde baştan yorumluyor. Bunu yaparken de en ince detaylara kadar hesaplanmış, planlanmış ve böylece kusursuz bir lezzete ulaşmış yemekler var menüde. Fatih Tutak “Her yemeğin tarihimizden, hatıralarımızdan ve geleneklerimizden ilham alan bir karakteri ve hikayesi olmasına özen gösteriyoruz” diyor.

Başta taş fırında yapılmış ekşi mayalı pide ile Trabzon tereyağı-karakovan balı ikilisi küçük kemik kasede geldi. Ardından kabuğu soğandan yapılmış bir midye dolma yorumu, yumurta kabuğunda pastırmalı patatesli yumurta, küçük heyecanlar yaşattı. Özel soslu uskumru ceviche, akıtma denilen ekmekle gelen İskenderun karidesi, kuzu kızartma ve finaldeki kadayıf gerçekten çok özel yemeklerdi. Bunların dışında veganlar için hazırlanmış ayrı bir menü de var.

Ayrıca yemeklerle eşleştirilmiş şarapları seçme imkanı da mevcut. Fatih Tutak, şehirde az sayıda bulunan özel restoranlardan birine imza atarak kısa sürede İstanbul’un gastronomi haritasında kendine özel bir yer edinmeyi başardı. Çoğunluğunu yabancı turistlerin oluşturduğu kalabalık, halinden çok memnundu. TURK, etkileyici bir yemek deneyimi arayanları mutlu edecek bir restoran.

AŞURE GÜNLERİ

Aşure günleri geldi çattı. Ekip arkadaşım Suna Akyıldız her sene evinde yaptığı aşurelerden bol bol getirirdi, sağ olsun. Ama evden çalışma düzeninde artık anca Instagram hikayelerinde göreceğiz sanırım aşureyi. Benim gibi aşure seven ama yapamayanları düşünen kuruyemiş markası Tadım, Şef Çiğdem Seferoğlu ile işbirliği yapıp iki farklı tarif hazırlamış.

Biri klasik, diğeri de şeker kullanmak istemeyenler için hurmalı portakallı aşure. Yani bu sağlıklı beslenme sevdası yüzlerce yıllık aşureyi bile ne hale getirdi! Sanırım ben uğraşmayacağım. Belki birileri kapımı çalar da bir tas aşure getirir. Komşuluk ölmedi değil mi? Yani inşallah ölmemiştir!

YERLİ MALI

Kitap satışlarında önemli bir pay, en az 20 yıldır dijital kitap okuyucularına ait formatlara ait. Amazon’un meşhur ‘kindle’ıyla başlayan bu dalga 2010’da ülkemize ‘Reeder’ ile ulaştı. Ama bu cihaz öyle dev markaların bir projesi falan değildi. Sezen Saral adında bir kadın girişimcinin kurduğu markaydı. Daha sonra tablet işine de giren Saral 2014’te Avrupa, Orta Doğu, Afrika bölgesinde yılın en çok satılan Intel işlemcili tablet markası oldu. İki yıl önce de Çin'den stratejik yatırım alarak, 600 bin adet telefon, tablet ve akıllı saat üretim kapasiteli fabrikasını Samsun'da kurdu.

Bu fabrikadan çıkan ilk yerli telefonun diğer Android markalarının cihazlarından hiçbir farkı yok. Hatta bazı modellerinden üstün olduğu kesin. İlk bakışta dikkat çeken dört kamerası, mavi kasası gerçekten çekici geliyor. Depolama alanı ve hafızası da onu ciddiye alınması gereken bir cihaz haline getiriyor.

Üstelik fiyatı da 2 bin liranın altında. Yıllar önce yerli malı haftası kutlardık. Sloganı da “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı” idi. Yerli otomobile gösterilen coşkudan, yerli teknoloji cihazlarına da pay vermemiz gerekiyor. Hele bu markanın başında Sezen Saral gibi kadın girişimciler varsa!

ÇITA YÜKSELİYOR

Edis ve Gülşen’in neredeyse bir yıldır beklenen şarkısı ‘Nirvana’ sonunda çıktı. Şarkı ve klip bir yıllık beklemeye değdiğini gösteriyor. Artık yüzünü dünya piyasasına dönmüş Edis imajıyla, müzikal tarzıyla farklı bir yerde. Yıllar içinde gittikçe daha da cool hale gelen, pop müziğin prensesinden kraliçesine dönüşen Gülşen de bir tür Madonna mertebesine ulaşmak üzere.

Klibin güzelliği ve detayları ise verilen emeği görüntülere taşımış olması. Edis ve Gülşen bu koreografiler için iki ay çalışmış. Zaten iyi bir iş ortaya çıkması için en az o kadar zaman ayırmak gerekiyor gösteri dünyasında bir işe. Yine Madonna’dan örnek vereceğim, o cambazlıklar dolu konser turnelerinin sırf koreografi hazırlıkları altı ay sürüyor mesela.

Bir klip için iki ay hazırlanılmış çok mu? Edis ve Gülşen pop müzikte çıtayı iyice yükseltti. Kendilerini bu isimlerle eş görenlerin artık bundan daha iyi bir şey yapmaları gerekecek. Aksi takdirde en fazla iki numara olabilecekler.

BİR SEZONUN DAHA SONUNA GELDİK

Bu yıl Çeşme ve Bodrum sezonu pandemi yüzünden geç başladı. Seyahat yasakları, tedirginlikler derken zaten birçok otel ve restoran kapılarını bile açmadı. Önce yazlıkçılar cesaretlerini toplayıp sahillerdeki evlerine gitti. Ama onlar da yiyecek içecek depolayıp bahçelerinden dışarı çıkmadı. Sonra yavaş yavaş insanlar rahatladı. Bodrum’da Pandemi ve Mücver canlı müzik bayrağını açtı.

Mamba Beach, Miya Beach popüler plajlar haline geldi. Çeşme’de ise en çok Momo Beach konuşuldu. Yaşanan birçok olaya rağmen 15 günlük ceza sonrası açılan mekanın önünde yine sıra vardı. Alaçatı’da Esnaf ve Hammam bu yaz da popülerdi. Ezgi Mola’nın yeni mekanları ile Meftun iyi iş yaptı. Kısa süren bu yaz eylül itibarıyla sona ermeye başladı. Rota yine İstanbul. Bakalım etkisi hâlâ devam eden koronavirüs gece hayatını, yeme içme sektörünü nasıl etkilemeye devam edecek?

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder