Verda Özer Engelliler kollarını açıyor!
HABERİ PAYLAŞ

Engelliler kollarını açıyor!

Bu gördüğünüz sembol, engellileri ifade eden yeni işaret! Ellerini kollarını, ayaklarını sonuna kadar dünyaya açmış... Hayatı kucaklayan, gürül gürül yaşayan bir engellinin sembolü bu... Meğer bu simgeyi Birleşmiş Milletler (BM) 2 yıl önce yaratmış ve Türkiye devleti de kullanım hakkını almış. Bundan böyle engelliler için uygun şartları yerine getiren tüm mekanlara ve araçlara, bu sembol yerleştirilecek. Yani ‘erişilebilirlik’ sembolü.

Bu güzel, umut veren haberi bana ileten; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı oldu. Bir önceki yazımda, kullandığımız ‘engelli’ sembolünün ne kadar adaletsiz olduğundan yakınmıştım. Hani onları hareketsiz bir şekilde, tekerlekli sandalyede adeta cansız gösteren simgeden bahsediyorum...

Bu sembolle aslında onların hayatlarını engellediğimizi, onları o sandalyeye hapsettiğimizi anlatmıştım. Aynı yazıda; 10 yıl önce ABD’de iki kişinin kafa kafaya verip sağ alttaki ‘engelli’ sembolünü bulduklarını ve tüm ülkeye yaydıklarını anlatmış, şöyle demiştim: “Keşke engellileri hareket ederken, yani yaşarken gösteren yeni sembolü Türkiye de kullansa, o eski simge artık bitse.”

İşte bunun üzerine beni telefonla arayan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü olan Orhan Koç, yukarıda bahsettiğim yeni sembolü kullanmaya başladıkları haberini verdi. Meğer bakanlık bu gördüğünüz yeni sembolün kullanım hakkını 2 yıl önce almış. Bundan böyle ‘erişilebilirlik’ kriterlerine uyan yani ‘engellilerin’ rahatlıkla girip çıkabileceği/kullanabileceği her şeye bu sembol takılacakmış. Otobüslerden tuvaletlere, AVM’lerden kamu binalarına kadar...

***

Engelliler kollarını açıyor

Peki bu yeni sembol neden mi bu kadar önemli? Çünkü semboller göründüklerinden çok daha fazlasıdır ve bizim düşüncelerimizi, zihniyetimizi etkilerler. Bizim engellilere bakışımızı değiştirirler. Yeni sembolle engelliler de kendilerini kabullenilmiş, hayatın içinde hissedecekler. Onları eğitimde ve iş hayatında çok daha fazla göreceğimiz temiz bir sayfa açılıyor demek bu.

ERİŞİLEBİLİRLİK LOGOSU

Telefonda konuştuğum Orhan Koç, aslında bürokrat olmanın yanında bir çocuk cerrahı. Kendini, tüm hayatını engellilerin yaşamını kolaylaştırmaya adamış bir insan. BM’nin yarattığı yeni sembolün 2 yıl önce BM Genel Kurul ve Konferans Yönetimi Dairesi’nin talebi üzerine New York’ta tasarlandığını anlatıyor.

Bu ‘erişilebilirlik logosu’nun erişilebilir ve engelli dostu olan her şeyi sembolize edeceğini söylüyor. Ki bu, fiziksel erişimin yanında bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimi de kapsıyor. Erişilebilir olan binalar, açık alanlar, toplu taşıma araçları ve ürünler buna dahil. Belli kriterlere uyanlara, bakanlığın izniyle bu logo verilecek.

EĞİTİM VE İŞ HAYATINDA OLMALILAR

Sorun şu ki, ‘erişilebilirlik’ kriterlerine uyan, yani engelliler için uygun şartları oluşturan binalar, alanlar, araçlar çok az. Yani bakanlık bu logoyu verecek yer bulamıyor desek yeridir. Bunun için de tabii akla ilk gelen şu: Devletin erişilebilirlik için yapacağı denetimleri, yaptırımları ve ayırdığı bütçeyi artırması gerekiyor.

Engelliler kollarını açıyor

Ancak bana kalırsa erişilebilirliğin yani engellilerin önünü asıl açacak olan çözüm şu: Engellilerin çok daha fazla eğitimde ve iş hayatında olmasını sağlamak. Nasıl mı? Cevabını, Türkiye’de ilk kez engellilerin diş teknisyeni olmasını sağlayan, bunun için Bahçeşehir Üniversitesi’nde 2 yıllık bir eğitim programı hazırlayan ve bu başarısıyla da uluslararası bir ödül alan Dr. Gilman Yücel veriyor.

Diş hekimi olan Gilman Hanım, kendi kurduğu engelli eğitim programı gibi üniversitelerde engellilere çok daha fazla alan açılsa; onların iş hayatına, ekonomiye, sosyal-kültürel hayata çok daha fazla katılacağını, bunun da Türkiye’yi çok daha güçlendireceğini anlatıyor.

KOTALAR ARTSIN!

Engellilere eğitim ve iş hayatının yolunu açmak ise kotaları artırmaktan geçiyor. Halihazırda bazı sektörlerde engelliler için belli kotalar var. Ancak hem oranları çok düşük hem de bazı sektörlerde hiç kota yok. Örneğin tıp alanında. Mesela devlet memurları için “Kurum ve kuruluşlar çalıştırdıkları personele ait kadrolarda yüzde 3 oranında engelli çalıştırmak zorundadır” deniyor.

Özel sektör için ise “İşverenler 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde, yüzde 3 engelli; kamu işyerlerinde ise yüzde 4 engelli çalıştırmakla yükümlüdürler” deniyor. Bu kotaların artırılması hem engellilerin iş hayatına çok daha fazla dahil edilmelerine, hem de onların bu sayede aldıkları güç ve motivasyonla eğitim hayatına çok daha fazla girmelerine yol açar. “Hadi” diyoruz!

FARKLAR...

Unutmayalım, hiçbirimiz aynı değiliz. Her birimiz farklıyız ve o farklar sayesinde birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var. Engelli dediğimiz kişilerin farklılıklarını engel olarak gören ve bunu hayatlarının önüne engel olarak yerleştiren bizleriz. Gilman Hanım’ın dediği gibi, o kişilere göre de siz engellisiniz. Onları kabullenmediğiniz için hayatlarındaki en büyük engel sizsiniz. Artık bu engeli kaldırmanın vakti geldi.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder