Kadın doğulmaz sonradan kadın olunur

14 Eylül 2018, Cuma 15:53
AA

Bırakın artık pembe, mavi giydirmeyi ve çocukları oyuncaklarıyla sınamayı!

Hastanede iki bebek aynı anda doğuyor. İkisine de beyaz tulum giydiriyorlar. Bebek odasının camı önünde duran herhangi biri, hangi bebeğin kız, hangi bebeğin erkek olduğunu anlayabilir mi? Tabii ki anlayamaz. Ama aynı bebekler iki yaşına geldiğinde oğlan herhangi bir kafede annesinin elindeki boş su şişesine çişini yapabiliyorken, kız çocuğuna “Kızım eteğin açılıyor, dikkatli oyna, hanım sen de şu kıza tayt giydir” denebilir. Peki bu olaylar zinciri nasıl gelişir?

Toplumsal cinsiyet eşitliği için savaş verdiğimiz, cinsiyetsizlik kavramı ve altyapısı üzerine kafa patlattığımız bu günlerde bu mentalite nasıl yenilir? Doğuştan gelmeyen, sonradan kazanılan bu görüş biçimi nasıl eşitlik kavramı yönünde evrilebilir.

Bunun için yıllardır savaşan AÇEV, Koç Holding, KAGİDER bile bir arpa boyu yol alabiliyorken, şirketlerin yönetim kurullarında hala çoğunluk erkeklerden oluşuyorken, devlet kadrolarında bir kadın mumla bulunabiliyorken nerede hata yaptığımızı sorgulamamızın vakti geldi de geçiyor.

“Kadınlar uzun mesai saatlerine kalamadıkları için yönetici olamaz”, “Elinin hamuruyla erkek işine karışmamalı” gibi yaftalara savaşı açmalıyız ama bunu topyekün yapmalıyız. TÜSİAD, geçtiğimiz yıl toplumu etkileme gücü yüksek olan TV dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun şekilde konumlanmasını desteklemek amacıyla "TV dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" projesi başlattı. Konu halihazırda sektörün paydaşları olan reklam verenler, yapımcılar, senaristler, yönetmenler ve oyuncuların katılımıyla düzenlenen çalıştaylarda sık sık ele alınıyor.

İş dünyası konuyla ilgili bir süredir düzenli çalışırken, üniversitelerin konuyu görmezden gelmesi ise hiç anlaşılır değil. Türkiye'de şu an bir iki özel okul dışında, hiçbir üniversitede seçmeli dersi bile yok. Toplumsal cinsiyetin ve rollerinin sonuçlarının çok acı tablolar yarattığı ülkemizde, insanların kadınlık-erkeklik üzerine öğrenmeleri gereken çok şey varken, lise çağlarından başlayarak konuya dair bilinçlendirme yapılması büyük önem taşıyor.

Ayrışma hızla eşitliğe evrilmeli ama nasıl?

Simone de Beauvoir'in 1949'da “Kadın doğulmaz, kadın olunur” söyleminden sonra cinsiyetle ilgili tartışmaların yoğunluk kazandığı dünyamızda belli ki cinsel farklar yalnızca kadınlar ve erkekler arasındaki farklar olarak sınıflandırılmaya devam ettikçe toplumsal cinsiyet, her durumda cinsiyeti yansıtacak gibi görünüyor.

Bu noktada en büyük görev ebeveynlere düşüyor. Bırakın pembeleri, mavileri ayrıştırmayı ve çocukları oyuncaklar aracılığıyla sınamayı.

Çocuklarınıza okuduğunuz hikâyeler, ninniler, geleneksel çocuk şarkıları ya da sınırsız hayal kurduğumuz masallar gibi pek çok detay belirleyecek çocuğunuzun ne kadar eşitlikçi olabileceğini.

Toplumun kadınlardan beklediği ve sonuçları!

-5.6 milyon kadın okuma-yazma bilmiyor.

-Türkiye'de akademisyenlerin sadece yüzde 40'ı kadın.

-15-64 yaş arası çalışabilecek 27 milyon kadından 20 milyonu çalışmıyor.

-Çalışan 7.7 milyon kadının 4.6 milyonu ücretli. Yüzde 50'si kayıt dışı çalışıyor.

-Türkiye'de çalışan her 3 kadından biri ücretsiz aile işçisi.

-Aynı işi yapan kişiler arasında erkekler kadınlardan yüzde 20 daha fazla ücret alıyor.

-Kadınların yüzde 68'i ortaokul mezunu bile değil.

-KA-DER verilerine göre Türkiye'deki polislerin yüzde 4'ü, üniversite rektörlerinin yüzde 7'si, yüksek yargının yüzde 14'ü kadın.

-Son 5 yılda eşi ya da ailesi tarafından öldürülen kadın sayısı 2500.

(Veriler TÜİK, BİANET ve KA-DER'den alınmıştır.)




Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.