Çifte standart her yerde!

15 Eylül 2011, Perşembe 05:00
AA

Hükümet adına PKK ile yapılan görüşmelere ait olduğu iddia edilen ses kayıtları internete düştüğünde Ankara’daydım. Ortalık karıştı. Kıyamet kopacak beklentisi yaygındı. Ben hiç istifimi bozmadım. “Göreceksiniz hiçbir şey olmayacak” dedim. “Hatta hükümet bunu öyle güzel çevirir ki, yeni bir mazlum edebiyatı bile doğar, biz terörü durdurmak için yılanla bile yatağa giriyoruz, kendimizi feda ediyoruz, demeye getirirler.” Açıkçası benim daha çok merak ettiğim malum bazı köşelerin ve medyanın ne diyeceğiydi. Aslında onu da tahmin etmek zor değildi: “Bu ses kayıtlarını yayınlamak kimin işine yarar?”dan başlayarak “Niye şimdi, tam da Erdoğan Arap ülkelerinde lider olarak dolaşırken?” sorularının geleceğini beklemek, “bu kayıtlar doğru değil” denmesinden daha çok beklenirdi. Ve nitekim öyle oldu! Zaten gün boyunca haber kanalları dahil televizyon haberleri olayı görmemezlikten geldi.

[[HAFTAYA]]

Dünkü gazetelerde de hükümete yakın duranlarda haber yok denecek kadar küçüktü. Oysa bu ses kaydı herhangi bir muhalefet partisini zorda bırakacak, ya da hadi daha açık söyleyelim, daha geçenlerde olduğu gibi üniformalı birine ait olsaydı, Genelkurmay eski Başkanının başına geldiği gibi, manşetlere çekilir, üstelik Koşaner’in bunları doğrulayıp, “Zaten yetkililerle paylaştığım saptamalardır, ancak ‘Ergenekon belgelerini elimizden kaçırdık’ diye bir beyanım yoktur” düzeltmesi de kulak ardı edilirdi.

Bu tür ses kayıtları her ortalığa saçıldığında doğru mu yanlış mı, kabul edilecek mi, edilmeyecek mi sorusu bile sorulmadan ortalığı velveleye verenler, bu yöntemin bir insan hakkı ihlali olduğunu göz önüne almayanlar, etik değil tartışmasını elinin tersiyle itenler, “boş verin bunları, içeriğe bakın, neler söylenmiş, önemli olan içerik” diyenler, bu kez sustu! Hatta susmayıp, “Tam gaz devam, ne olmuş PKK ile hükümet adına temas edilmişse, tabii yapacaksınız” diye sırt sıvazlayan da oldu.

Doğrudur, bu da bir görüştür, olabilir. Ama o zaman “PKK’yla görüşüyorsunuz” denildiğinde “Bunu diyenler Şerefsizdir!” de demeyeceksiniz. Bu ses kayıtlarını etik bulmadığım için tartışmıyorum. Bir tek değinmeden geçemeyeceğim, MİT yetkilisi olduğunu düşündüğümüz seslerin “Size bir türlü kısa yazmayı öğretemedik, 15 sayfa yazıyorsunuz, gerekli yerlere iletemiyoruz” demesi! Eski solcu hastalığıdır, maalesef öğrenemezler!

Arap Kahramanı!

Başbakan Erdoğan’ın Arap Baharı ardından Arap ülkelerinde yaptığı gezinin izlenimleri beklendiği gibi batıda da ilgiyle izleniyor. Tayyip Erdoğan, sadece İsrail tarafından ezilen değil, Arap ülkelerinden de yeterince destek görmeyen Filistin halkına sahip çıkarak Arap yöneticilerin değil, ama sokaktaki Arapların hayranlığını kazanmış bir lider olarak Müslüman ülkelerde de demokrasi olması gerektiğini, İslamiyetle demokrasinin bağdaşabileceğini vurguluyor. Başta Mısır olmak üzere Arap ülkelerindeki baskıcı rejime baş kaldıran halkların yanında yer alıyor. Sokak gösterilerinden tutun da her tür protesto göstericisine destek veriyor. Özgürlükçü, demokrat, hoşgörülü, protestocuları kucaklayan Erdoğan’ı Türkiye’de de aynı tutum içinde görmek istememiz çok mu yanlış?

Demokrasiye bizim de ihtiyacımız, hakkımız yok mu? Neden “parasız eğitim istiyoruz!” diyen iki üniversiteli genç sadece pankart açtılar diye bir yıldır tutuklu yargılanıyor? Neden HES’lere karşı çıkan köylülere yapılmadık kalmıyor? Neden protestoculara şiddet uygulanıyor? Neden sadece muhalif oldukları halde gazetecilere terörist damgası vuruluyor ve zindanlarda çürütülüyor? Bir OdaTV davası yakışıyor mu Türkiye’ye? Bu davada tutuklu Müyesser Yıldız için 15 yıl isteniyor.

Tutuksuz sanık İlkim Bayraktar içinse 22 yıl. Bir çifte standart daha. Başbakan niye Araplara gösterdiği anlayışı Türk muhaliflere göstermiyor? Eline silah değmemiş insanlar terörist diye sürüm sürüm süründürülüyor? Niye PKK’yla görüşme yapılırken, üst düzey komutanlar “terörist” damgasıyla tutuklu bulundukları hapishanelerde spor salonlarından bile “tehlikelidirler” diye yararlandırılmıyor? Arap Kahramanı niye Türkiye’de de demokrasi kahramanı olmuyor, demokrasi bize niye çok görülüyor?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.