Öğrenciler namaz kılacak oruç tutacak

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İnanç özgürlüğü Platformu dün bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya renk katmak için yapılan mizansende ortada bir tabut var. Tabutun içinde de bir “din düşmanı”. O kişi tabutun içinde diriliyor ve “bütün ömrüm dine düşmanlıkla geçti, bir gün geldi tabuta koydular beni, gerçeği anladım ama iş işten geçti” diyor! Din düşmanını oynayacak kişiyi nasıl buldular merak ettim.

[[HAFTAYA]]

Bizim halk saftır, onu gerçekten din düşmanı sanır, başına bir şey filan gelir. Basın açıklamasının tonu da sert: Din düşmanı belledikleri kişileri “psikopat, faşist” diye suçlayarak “Siz kim oluyorsunuz da bu ülkenin Müslüman halkının çocuklarına devletin din eğitimi vermesinin önüne geçmeye kalkıyorsunuz?” diye soruluyor. Devamı şu: “Mert olun, doğru söyleyin. Bu sisteme karşı çıkmanızın tek sebebi imam hatiplerin orta okullarının açılacak olması.

Bu okullarda ramazan ayında oruç tutan, cumaya giden, ders sırasında sıraları birleştirip vakit namazı kılan öğrenciler göreceksiniz.” Muhalefete “Siz bu kafayla Tandoğan’a değil, ancak kısa yoldan mezara gidersiniz.” diyen Platformcular iktidara da gözdağı vermekten kaçınmıyor: “Bu halk dindar gençlik istiyor, İmam hatip orta okullarının yeniden açılmasını istiyor. İktidar olmanıza rağmen, muktedir olmazsanız, bu dünyada da ahrette de iki elimiz yakanızda olacaktır ve sizleri asla affetmeyeceğiz.” Mert olmayan kim? 4+4+4 diye bir formül çıkarıp akıl karıştıran hükümet mi, bunun arkasında imam hatip var diyen muhalefet mi? Açıktan söylenseydi imam hatiplerin orta okullarını açacağız diye çok daha az gerilim olurdu ve böyle tiyatrolar da yaşanmazdı.

Stres, bunalım onlarda da var

Hayvanlar Partisi’nin kurulduğunu ve ilk etkinliği olarak Köpek Konferansı’nı yaptığını duyunca memnun oldum. Tam da bu arada Tamer Dodurka’nın “Merdivenden Korkan Köpek” adlı kitabını okuyordum. İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Tamer Dodurka, hayvan psikolojisiyle ilgilidir. Bu alanda duyarlılığı olan ve çalışan ender veteriner hekimlerden. Kendimi bildim bileli evde bir hayvanla beraber yaşayan biri olarak onların sağlık sorunları kadar psikolojik durumlarını anlamak ve sorunlarını çözmenin de ne kadar önemli olduğunu bilenlerdenim. Dodurka’nın son kitabı rastladığı değişik vakalardan oluşuyor.

En hoşuma giden öykülerden biri Dodurka’nın o da veteriner olan eşi Selime Hanımın başından geçen. Çorlu’da bir esnafın çok sakin ve iyi huylu köpeği sahibiyle birlikte dükkanda durur ve arada bir dükkanın önüne çıkarak dolaşırken zaman zaman dükkana kaçıp havlama krizine girermiş. Bir türlü nedenini bulamamış, hayvanı korkutan ve sinirlendiren uyarıcıyı anlayamamışlar. Ta ki bu krizlerin tam da o sırada sokaktan geçen kendi de Veteriner Hekim olan Selime Hanıma rastladığını farkedene kadar.

Ne zaman muayenehanesine gitse aşı yapılan, iğne olan, ya da tedavi nedeniyle canı yanan köpek Selime Hanımı her gördüğünde bunu hatırlayıp korkup dükkana kaçıyor ve tehlike geçene kadar bağırıyormuş! Kitaptaki anekdotlar köpekler ve sahipleri üzerine. Görünen o ki sadece köpekleri değil, asıl sahiplerini tedavi etmek gerekiyor. Tamer Dodurka’dan şimdi bir de kedilerle ilgili kitap bekliyoruz. Üstelik kediler köpeklerden çok daha kişilikli, psikolojileri daha zor anlaşılan ve suyuna gitmek gereken hayvanlar olarak daha fazla hikaye çıkacağına da eminim.

Yazarlarımızdan

30 Temmuz 2020, Perşembe 08:04
30 Temmuz 2020, Perşembe 07:55
30 Temmuz 2020, Perşembe 07:45
30 Temmuz 2020, Perşembe 07:34
Sıradaki haber yükleniyor...
holder