Tarih boyunca insan insanı hep öldürdü

18 Mayıs 2013, Cumartesi 05:00
AA

İnsanlar birbirini rengi farklı diye öldürdü. İnsanlar birbirini dini farklı diye öldürdü. İnsanlar birbirini milliyeti farklı diye öldürdü. İnsanlar birbirini mezhebi farklı diye öldürdü. İnsanlar birbirini cinsi farklı diye öldürdü. İnsanlar birbirini tuttuğu takım farklı diye öldürdü! Tek kelimeyle dehşet verici! Oysa hepimizin ‘ortak payda’sı insan olmayı becerebilsek, geriye sadece ekonomik hırslar kalacak ama ne yazık ki o da az vahşet yaratmıyor.

[[HAFTAYA]]

Ölüm, korku, öfke

Türkiye, Cumhuriyet Tarihi’nin en büyük insan kaybıyla sonuçlanan terör olayını Reyhanlı’da yaşadı. Suriye’deki kanlı mezhep savaşına bulaşmamızın faturası, sınır ilçesi Reyhanlı’da sadece 52 cana mal olmakla kalmadı, terörün yüreklerde yarattığı korku ve nefret, oraya sığınmış Suriyelilere yönelik öfke olarak patladı. İddialar doğruysa “Yaralanan, öldürülen sığınmacılar bile var ama gerçeklerin üzeri örtülüyor” deniliyor. Ya gelecek günler ne vadediyor? Hiç kuşkusuz “büyük başarı” olarak yansıtılacak ABD seferine rağmen ne yazık ki kaos, tehlike ve gözyaşı.

Gelecek olan daha iyi değil

Esat, kendi ülkesinde kan döken bir tirandır. Ama ona karşı savaşanlar ondan daha fazla veya en az onun kadar vahşi ve gözünü kan bürümüş mezhep savaşçıları! Esat gitsin, ciğer sökücü mü gelsin? Esat gitmesin, katliama devam mı etsin? AKP Hükümeti’nin Suriye politikası, Esat en kısa sürede gitsin eksenindeydi, iflas etmiş bedeli de kendi insanımıza ödetilerek ağır olmuştur. İnsan insanı öldürmeye devam ediyor!

İktidar ilişkilerde bir sıfır önde

Tarafsız bir gözle baktığınızda Başbakan Erdoğan’ın ABD gezisi, bize yansıtıldığı kadarıyla, resmi konutta ve üst düzeyde ağırlama, ortak toplantılardaki vücut dili açısından Türkiye ve hükümetine verilen önemi gösteriyor. Kendi iç politikasında sorunları ve yakın bir gelecekte seçim olan ABD’de, Başkan Obama, Suriye’yle uğraşmayı Türkiye’nin üstüne yıktığı için böyle davranıyor olsa da, bunun Türk kamuoyuna yansıması olumludur.

Aynı dönemde, Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Avrupa’nın başkenti Brüksel’de, üstelik de Sosyalist Grup Başkanı Swoboda tarafından Erdoğan-Esat benzetmesi yüzünden eleştirilmesinin, bu tatsızlık sonunda ikili görüşmenin iptalinin, her iki başkanın da bu iptali kendilerinin istediği yönündeki hiç de şık olmayan polemiğin ise Türk kamuoyuna “beceriksizlik ve değer verilmeme” olarak olumsuz yansıması kaçınılmaz. İki dış gezi ve iki sonuç. CHP ne yazık ki kendini ne içeride ne dışarıda doğru anlatamıyor, desteği az oluyor. Başbakan, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın dünya devlet adamlarıyla ilişkisi ve prestiji ise neredeyse Türkiye’dekinden iyi!

Özgürlük değil, tutukluluk hakimi

Kamuoyu ve gündem, başkan adayı Başbakanımızın Amerika seferine kilitlenince pek çok konu halı altına süprüldü. Örneğin, Özgürlük Hakimliği! 28 Şubat soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve daha iddianameleri bile olmayan 72 kişi, 4. Yargı Paketi kapsamında güya iyileştirme olarak getirilen maddeden yararlanmak için tahliye taleplerini Özgürlük Hakimliği’ne duruşmalı olarak ilettiler. Ne oldu?

Ring araçlarıyla gitmesi, gelmesi, beklemesi, yargılanması ayrı bir eziyet, zulüm, maddi-manevi işkence! Bir günü aşan duruşmalar sonucunda hepsinin tahliye talebi, kaçma ve delilleri karartma şüphesi gibi kargaları güldürecek gerekçelerle reddedildi, o insanlar o yaşta, mahkemeye çıkıp süründükleriyle kaldı! Yargıda reform diye çıkarılan hiç bir paket, bu tür siyasi davalardaki önyargı ve niyeti değiştirmiyor, değiştirmeyecek.

İzmir’de, İstanbul’da şu veya bu nedenle muvazzaf ve emekli subaylar yargılanıyor. PKK’lılar ise ellerinde silahları, resmi kıyafetleri, karşılama merasimleri, iliştirilmiş gazetecileri, röportajları, fotoğraflarıyla sözüm ona çekiliyor. Çekilmiyor, şov yapıyor, bir tür “kahramanlık destanı” yazıyorlar! PKK’yla mücadele etmiş, Apo’yu alıp getirmiş Emekli General Engin Alan gibi TSK mensupları ise cezalandırılıyor. Mesele bu kadar basit.

Sıradaki haber yükleniyor...