Üç mekan, üç ayrı dünya:

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yazın tam ortasında mıyız? Yemin krizi bile çözülecek gibi mi gözüküyor? Diğer krizleri çözemeyeceğimize göre artık tatile gidebilir miyiz? Size bugün çok farklı üç öneri sunacağım. Üçünün tek ortak özelliği deniz kenarında olmaması! Benim gibi bir deniz sevdalısı için yazmaya değer bulunmaları ise bunu hak etmelerinden! Ayrıca herkes de tatilini deniz kenarında geçirmeye bayılmıyor. Orman, çiçek, göl, sakin ve huzur dolu bir ortam da pekala deniz, kum, güneş, çocuk ve müzik patırtısının yerini alabiliyor!

[[HAFTAYA]]

Üçünü de tesadüfen ziyaret ettim, keşfettiğim için de çok mutlu oldum. Lavanda’dan başlayalım mı? “Şile yakınlarındaki butik otelde bir gecelik iş gezisi” diye gelen davetle tanıdım bu saklı cenneti. Şile, İstanbul’un banliyösü. Kahvaltı etmeye bile gidilir. Ama bildik Şile konseptinden o kadar farklı ki! Köy yollarında ineklerin arasında giderken “Aman Allahım, nereye geldik?” tedirginliği içindeyim. “Şimdi şu virajdan sonra”, “Herhalde birazdan...” derken dışarıdan görünmeyen bir büyük bahçeye geliyorsunuz. Ve tıpkı o masallardaki, hani küçük kızın ormanda kaybolup da gittiği ayıların evi gibi, masada yemekleri bile duran, o şirinlikte sadece 9 odası olan bir küçük otel demeyeceğim, “ev”e giriyorsunuz.

Büyük bahçe içinde bir güzel havuz, bir köşede Taylandlı kızların pek becerikli masajlar yaptığı SPA merkezi ve huzur veren bir atmosfer... Her oda ayrı irinlikte, tıpkı anneannenizin evine misafirliğe gitmiş gibi! Buranın asıl zenginliği, yemekleri! Zaten bu aile evinin otele dönüşmesinin nedeni de tek oğullarının İtalyan Lisesi’ni bitirdikten sonra İtalya’ya gidip aşçılık eğitimi almış ve ünlü bir İtalyan şefin yanında çalışmış olması. Şimdi fine dining servisi hizmetinizde bu küçük otelde! Lavanda, romantik bir hafta sonu, ailece kahvaltı ve pazar gezmesi, bir akşam yemeği için tercih edilebilir. Hatta bizim yaptığımız gibi küçük bir grupla seminer ve iş gezisi için bile. Ailenizin ortamı ama profesyonel bir servisle...

Asosyal

Önce adı şaşırtıyor. Sonra kapının önünden başlayarak her köşede duran metal ve cam heykeller... Bunlar da bu evin oğlunun marifetleri! Hepsi Ortadoğu mezunu mühendis-mimar anne baba ve halanın heykeltıraş oğullarıyla elele verip önce ev, sonra otel yaptıkları bu küçük cennet, Çanakkale’de, Assos adıyla bilinen Behramkale’de. Denizi değil ama ağacıyla Kazdağı’nda tüm vadiyi görüyor. Athena Tapınağı’na yürüme, denize en fazla 5 km mesafede. Taş masaların üzerinde cam tabaklarda yaptığımız kahvaltı, değme 5 yıldızlı otelinkine taş çıkartır! Konukların çoğu yabancı.

Güral Sapanca

Sapanca Gölü’ne yakın ama gölü görmüyor. Gerçi asırlık ağaçların süslediği bahçesinde iki açık, otelin içinde de bir kapalı olmak üzere yüzme havuzları ve SPA merkezi suya doyuruyor. Güral Sapanca, kocaman bahçe içinde büyük ve süslü bir otel. Salonları şık, lobisi şık, kadın eli değdiği belli olacak kadar özenilmiş.

Süslü bir hanım gibi. Ana mutfağının zenginliğinin yanı sıra değişik mönüler sunan farklı restoranları, çocuklar için oyun salonları, çeşitli zorlukta yürüyüş parkurları, tenis kortları, her türlü masaj ve bakım olanakları ile bütün aileyi mutlu edecek bir ortam. Sunduğu lüks, doğa ve yayla havasıyla dekor için film yapımcılarını, tatil için de Arap turistleri cezbediyor. İşte üçü de birbirinden çok farklı, değişik beğeni ve ihtiyaçlara hitap eden ama denediğim için güvenerek önerebileceğim üç mekan. Farklılık arayanlara...

Yazarlarımızdan

17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder