Yaramaz çocuğu dövüyor demek!

14 Temmuz 2013, Pazar 05:00
AA

Başbakan’ın Bingöl Havaalanı açılışında yaptığı konuşmayı üzülerek dinledim. “Şiddete şiddet uygulanır!” diyor gözlerini devirerek.

Ve bu söylemiyle Gezi Direnişi boyunca karanlık sokaklarda kıstırılıp dakikalarca dövülerek, göz ve kafaya nişan alınmış gaz kapsülleriyle kafatasları dağılarak, tabancayla vurularak öldürülenleri meşrulaştırıyor!

Ali İsmail, gaz atan polislerden kaçıyordu, elinde taş bile yoktu, sopalarla öldüresiye dövüldüğünde. Tıpkı öteki çocuklar gibi. Biri 17 yaşında, biri 19, biri 26. Bu gençlerin elinde silah yoktu, pala yoktu, sapan bile yoktu, taş yoktu, sadece orada bulunuyor, slogan atıyorlardı ve şiddete uğrayıp öldürüldüler.

[[HAFTAYA]]

Ama Başbakan, ölen gençlerin ailelerine bir başsağlığı dilemeyi bile çok bularak “Şiddete şiddet uygulanır” derken düşündürüyor. Demek evde yaramazlık yapan çocuğu dövmek de meşru!

Vazoyu mu kırdı, vur kafasına, hanım yemeğin tuzunu mu kaçırdı, vur kalçasına, bas tekmeyi sırtına, palalı gibi. İleri demokrasi, gerçekten sadece sandık değil.

Başbakan bizim meydanımız daha büyük, sandık meydanı derken o pek değer verdiği ABD Dışişleri sözcüsü Obama”nın sözünü tekrarlıyordu; “Demokrasi sandıktan ibaret değil” ! Protestoya şiddet uygulayan devlet de hiç demokrat değil.

Beşiktaş’taki pusu, Yargıtay’da!

Pazartesi Yargıtay’da, Balyoz Davası’nın duruşması başlayacak. Sanıkları 16 ile 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan bu davanın iddianamesine göre Birinci Ordu’nun plan seminerinde darbe tasarlanmıştı.

Zaman içinde ne o darbe yapıldı, ne de o belgelerin gerçek olduğu ispat edilebildi. Delillerin tümü, bini aşkın yanlış içeren dijital kayıtlardı. Üstelik de 2003 yılında yazılmış olması gerekiyordu ama 2007 yılında piyasaya çıkmış bir bilgisayar programı kullanılmıştı!

Tanıklar tutuklu teröristlerden oluşuyordu ve gizliydi. Sanıkların büyük bir kısmı ise seminere bile katılmamıştı. O tarihlerde yurt dışında görevde olan da vardı, sadece yazıcılık yapan kadın memur da!

Denizcilerin darbe yaptığı hiç duyulmamış ama çoğu denizciydi. Diğerleri terörle mücadelede üstün başarılar göstermişti. Doğu’da ölümle burun buruna çarpışırken nasıl darbe yapacaklardı ki?

İntiharlar, ölümler oldu

Onlar kıtalarından, gemilerinden alınıp en ağır suçlamalarla yargılandı. Kimisi onuruna yediremedi intihar etti, kimisi hastalandı, öldü. Bu subayların her birinin hikayesi kitap oldu “Beşiktaş'ta Sırtlan Pususu” Jand. Alb. Mustafa Önsel'in Güneydoğu'dan Hasdal’a anıları.

Bir casus romanı tadında, ama gerçek olduğu için yürek yakıyor. SAT Komandosu Ali Türkşen’in “Kardak’ta Kahraman, Hasdal’da Esir” başlıklı kitabı da kahraman yaptıklarımızı sonra nasıl aşağıladığımızın örnekleriyle dolu.

Özden Örnek’in yeni çıkan “Cambazı Bırak, Balyoz’a Bak” ve Tümamiral Cem Gürdeniz’in “Hedefteki Donanma”, ders alınarak okunması gereken kitaplardan.

Hasdal, Silivri ve Hadımköy'de yazılanlardan koca bir kitaplık dolar, Türkiye üzerinde oynanan oyunları daha net görebilmek için okumanızı tavsiye ediyorum.

Savunma hakkının kısıtlandığı Silivri’deki Özel Yetkili Mahkemelerden hukuk çıkmadı. Yargıtay'da hakimler olduğuna ve adaleti arayacaklarına inanmak istiyorum.

Yargıtay Başkanı askerden bilgi istedi

Balyoz Davası avukatlarından Hüseyin Ersöz’ün verdiği bilgiye göre Yargıtay Başkanı Ali Alkan Genelkurmay Başkanı Özel’i ziyaret ederek bir süre görüşmüş. Pazartesi günü başlayacak Balyoz Davası’ndan önce yapılan görüşme hal hatır sorma değil elbet, “teknik yardım” talep edilmiş.

Askerlik terimleri ve usüllerini bilmeyenler için zor tabii. İddianamede iki ayrı kuvvetten, üstelik de astın üste komuta ettiği durumlar vardı ki böyle bir şey askerlikte mümkün değil; komployu hazırlayanlar da bilememiş!

Av. Hüseyin Ersöz, bu yüzden davanın usul yönünden yapılan yanlışlara göre bozulmasını bekliyor. Çünkü mızrak çuvala sığmıyor, en az 70 avukatın katılacağı davada sanıklar bulunmayacak.

Önderlik adada sıkıldı!

Kolay değil, Allaha mahsus; Önderlik yalnızlıktan sıkılmıştı, arkadaş gönderdiler, tv verdiler ama kesmedi. Şimdi dedikodulara göre bir eş istiyormuş. Malum hükümlülere eşlerle ilişki izni de çıktı ama önce eş, onun için de boşanmak lazım;

Kesire Hanım yurtdışında olduğundan zor; kendine dikkat etsin, Paris’dekilerin akibeti ortada! Apo’nun sağlık sorunları da vahim, bir şeyi yok diyen Türk doktorlarına güvenmiyor!

Tarafsız bir heyet istiyor; adanın rutubeti rahatsız etmiş. Tez zamanda kuru bir yere alınır, önce talep ettiği sekreterya kurulur, sonra eş bulunur. Çözüm sürecinin bir karşılığı olması lazım.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.