Henüz tanışmadınız

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, hayatlarımızda ne eksik? Sohbet ederken çok mutsuz olduğunu saatlerce anlatan insanların, sosyal medyada çok mutlu hallerini görmek kafamı karıştırıyor benim. Kötü yazılmış film karakterlerinin hayatı gibi, kimsenin yüzde yüz mutlu ya da mutsuz olmasını beklemiyoruz oysa. Ruhlarımız, bir süreliğine dolanmak üzere gönderiliyor dünyaya.

Burada zamanı kendimiz için, iyi geçirmek ya da çevremiz dahil herkese cehennem etmek, bizim elimizde. Geçen günlerde bir video çıktı önüme.

Fransa’da bir kayak merkezinde çekildiğini tahmin ettiğim videoda, genç bir adam, karla örtülü masanın üstüne, parmakları ile dj seti çiziyor ve fonda çalan müziği kendi çalıyormuşcasına hem eğleniyor hem de çevresindekileri coşturuyordu. Onu gördüğümde düşündüğüm şey direkt olarak şu oldu; “Dünyanın bir yerlerinde çok iyi anlaşabileceğiniz insanlar var, onlar sizin, henüz tanışmadığınız arkadaşlarınız.” Ben de istiyorum ki, size yaptığım önerileri değerlendirin, güzel bir hafta sonu geçirin, bugün nereye mi gidiyoruz?

BADEMLER KÖYÜ

Pazar günü, köy pazarı kuruluyor. Yanaştığım ilk tezgahta iki amca duruyordu. Biri Türk biri Alman. Alman olan Almanca, Türk olan Türkçe konuşuyor ve bu şekilde birbirlerini anlayıp sohbet ediyorlardı. Hem çok tatlılardı, hem komik, hem de oldukça ilginç. Köyün çok konuşulma sebeplerinden biri bu diye düşündüm.

Çok kültürlülük, insanın ufkunu açan, düşünce yapısını derinleştiren ve hayatı renklendiren bir durum. Daracık sokakta yürürken bir yandan da fotoğraf çekiyordum elbet.

Yeşilliklerini, çiçek demeti gibi bağlamış bir teyze ile karşılaştım. Başındaki yemeninin, mor salkım üzüm gibi işlenmiş iğne oyaları vardı. İzin isteyip oturdum yanına, fotoğraflarını çekerken, sağdan soldan geçenler, “Hadi iyice meşhur oldun Hanife, artist oldun, artık bizi beğenmezsin.” diye takılıp durdular, hepsi birden güldü ben de teyzenin ellerinden öpüp, yürüdüm. Mizah yönleri, hoşgörü becerileri çok gelişmiş bir köy halkı vardı karşımda. Tüm bu güzelliğin bir sebebi olmalı diye düşünürken birden bire karşıma bir bina çıktı.

KÖY TİYATROSU

Bademler, ülkede, tiyatrosu olan ilk ve tek köy. Köye tiyatro sevgisini 1925 yılında tayin ile gelen öğretmen Mustafa Anarat aşılamış. Mustafa öğretmen, köylülere müsamereler oynatmış ve böylece köyü, günümüzde halen süren bir tiyatro sevdası sarmış. Daha İzmir’de Devlet Tiyatrosu yokken Bademler’de tiyatro oyunları sahnelenmiş.

1933 yılından günümüze kadar her yıl Bademler’de bir ya da iki oyun oynanmış. Anarat’ın yetiştirdiği öğrenciler köyün aydınlanmasında da büyük rol oynamış. Tiyatro Bademler’de yaşamın bir parçası olmuş, sahneye çıkmayan köylü neredeyse yok. Bademler tiyatrosunun oyuncusu, yönetmeni, ışıkçısı yani kadrosunun tamamı köylülerden oluşuyor. Gündüz tarlada çalışıyorlar, akşam ise tiyatronun yolunu tutuyorlar.

Tiyatro sevgisi öyle bir kök salmış ki insanlar gerçek adları yerine oyunlarda başarıyla canlandırdıkları karakterin adıyla anılıyor yaşamları boyunca. Shakespeare Ahmet, Juliet Zeynep, Mişon Emmi gibi. Eskiden oyunlar Çeşmebaşı olarak anılan köyün meydanında sahneleniyormuş. 1963 yılında imece usulüyle bir tiyatro binası yapmaya başlamışlar. 1969 yılında Bademler tiyatro binasına kavuştuğunda bir çok büyük kentin tiyatrosu yokmuş.

PAPATYA ZAMANI

Tüm ege köylerinde olduğu gibi, Bademler’i de papatyalar sardı. Pazar günü, sabahtan gitmenizi öneririm. Pazardan tazecik sebze ve meyveleri alabilir, çay eşliğinde, sıcacık leziz bir gözleme yiyebilir, ve köyün tadını çıkarabilirsiniz.

Herkes çok güler yüzlü ve sohbet etmeyi çok seviyorlar. E malum, anlatacak çok hikayeleri var. Seveceğinize neredeyse emin olduğum köye selamlarımı götürün, papatyalarla dönün. Kalın sağlıcakla.

SON YAZILARI

TÜM YAZILARI

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder