Zeytinin kalbine yürüdüm

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sevgili dünlük, bitmez denen neler bitiyor, yaz mı bitmeyecek? Onun da ömrü bu kadar işte. Üç aylığına geliyor, aklımızı başımızdan alıp gidiyor. Neyse ki sonbaharın güzelliğine kapılıp, ardından gözyaşı dökmeyi bırakıyoruz. “Sarı yapraklı sonbahar rotaları için henüz erken değil mi Deniz?” dediğinizi duyar gibiyim. Doğrudur, daha erken. İzmir’de ne yaz bize doyar ne de biz yaza kolay kolay doyarız. Yaz bitmeden yapılacak ne varsa yapar, kışa güzellikle hazırlanırız. Ben bu hafta çok sevdiğim yakın Kuzey Ege’ye gittim. Zeytinin kalbine yürüdüm.

Yonca tarlalarının arasından geçen ördekleri izledim. İncirin, narın, ayvanın kokusunu çektim içime. Size Ayvalık ve Cunda önerilerinin ilk bölümüyle geldim. Bir de kadın hikayem var. Hayatını değiştirmek için 56 yaşını beklememiş, 26 yaşında bir Ege kızıyla tanıştıracağım sizi. Hemen başlıyorum... 

Ece Sural 

Ece, 1994’te Ayvalık’ta doğmuş. Turizm okuyup üzerine insan kaynakları yüksek lisansı yapmış. Mezun olur olmaz da İzmir’de büyük bir grup şirketinde gayet iyi bir pozisyonda çalışmaya başlamış. Plazada, masa başında herkesin hayallerini süsleyen işinin başındayken bir gün bir şey olmuş. 1890’lı yıllarda mübadele sırasında Girit’ten göçen büyük büyük dedesinden kalma Ayvalık’taki çiftlik, dizi ve filmlerin gözdesi haline gelmiş.

Kırık Kanatlar, Kurşun Yarası ve hepimizin zihnine, kalbine kazınmış olan Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum filmi çekilmiş çiftlik evinde. Hal böyle olunca, dededen kalma çiftlik evleri popüler hale gelmiş. Daha sonra da onlarca film ve diziye plato olmuş. Bir süre sonra elden geçirmek, olduğundan farklı konumlandırmak gerekmiş. Ece’nin babası çok sevdikleri bu çiftliği, çocuklarına bir gelecek olarak inşa etmeye başlamış.

Ece’nin bu aşamada bir karar vermesi gerekmiş. Plaza mı, çiftlik mi? Gözü kapalı seçmiş güzel çiftliği. Şimdi, eski yarış atı Reis, onlarca tavuk, horoz, ördek, kaz ve tavşanla çiftlikte devam ediyor yaşantısına. “Neden buradasın?” diye sorduğumda; “Doğayla, hayvanlarla ve toprakla iç içe olmak, her yeni güne bol oksijeni içine cekerek başlamak, dalından topladığım domates ile kahvaltı hazırlayabilmek, iyi ki buradayım dedirten sebeplerden sadece birkaçı” diyor.

Öyle haklı ki! Yaşantısına yeni bir yön vermek için cesaretle hareket etmiş bu genç kadını tanımaktan çok mutlu oldum. Umarım aldığı kararlar kendisine ve çevresindekilere şifa olur.

Ayvalık'ta yapılacak 5 harika şey

Canım Ayvalık, karşı komşumuz Yunanistan’ın suya düşen aksı gibi güzel Ayvalık. Eski çarşıda gezerken içimden hep Ege şarkıları mırıldanırım. Hemen minik öneriler listemi paylaşayım da siz de az uzaktaki bu güzelliğin içine düşün, bulanın.

  1. Mübadele döneminin izlerini hala güzellikle taşıyan taş sokaklarda kaybolun. Eski evleri, şimdilerde minik güzel restoranlara, tatlıcılara, kahvecilere dönüşmüş sardunyalı bahçelerin içinde vakit geçirin.
  2. Ayvalık tostu yemeden dönmeyin. Tostun en önemli özelliği ekmeği. Bu lezzetli ekmek; nohut mayasıyla yapılan simit ekmeği. Ekmeğin yapımında, Kozak (Bergama) yöresinin pekmezi de kullanılıyor. Lezzetine doyulmaz, kocaman bir tostçular çarşısı var zaten. Kokusuna doğru çekiyor sizi.
  3. Sarımsaklı plajlarında yüzün. Bu plajlar Ege coğrafyasının en güzel plajlarından. Yaz bitmeden uğrayıp güneşe, kuma, denize doyun.
  4. Cunda Adası’na gidip, adanın altını üstüne getirin. Müzesi, balıkçıları, küçük otelleri ve birbirinden güzel kafeleri ile Cunda her daim keyifli.
  5. Şeytan Sofrası’ndan gün batımını izleyin. Tüm Ayvalık adalarını ve Midilli’yi izleyebileceğiniz en güzel noktadır Şeytan Sofrası. Şeytanın ayak izini görüp buranın büyülü hikayesini dinlemek, sizi gerçek dünyanın sıkıcılığından alıp hayal dünyasında bir süre gezdirecektir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder