Beyin göçü

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugünlerde farklı araştırma şirketleri “Türkiye’nin en büyük sorunları nelerdir?” başlıklı araştırmalar yayınlıyor.

En fazla işaret edilen konular birbirine çok yakın, sadece sıralaması değişiyor. Yoğunlukla altı çizilen hususlara tek tek baktım, sorun olarak belirlediğim başlıkları da ekleyince şöyle bir liste ortaya çıktı:

1- Ekonomi

2- İşsizlik

3- Koronavirüs

4- Adaletsizlik ve hukukun üstünlüğü ile ilgili sorular

5- Liyakat

6- Beyin göçü

7- Kötü şehirleşme, yetersiz deprem hazırlığı

8- Eğitim

9- Bozulan çevre ve kirlenen doğa

10- Vasatlık, verimsizlik

Paylaştığım meselelerin bir kısmı 40-50 yıllık ihmaller ve hataların sonucu. Bazıları da son dönemde iyice kronikleşen problemlerden oluşuyor. Beyin göçü olgusu ise diğer maddelerle yakından ilişkili ve Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıllarını tehdit eden çok önemli bir başlık. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu milyonlarca insan, yakın gelecekte yaşam şartlarının iyileşeceğine dair umutlarını yitirdikleri için başka ülkelere gitme arayışında.

TÜİK rakamları Türkiye’yi terk etme hazırlığındaki kitlelerin çok ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Göçü durdurmak ve tersine çevirmek için kaynak, proje ve vizyona ihtiyacımız var. Özellikle gençlerin yoğun şekilde gidilebilecek ülke araştırması yapmasının üzerinde durmak gerekiyor.

Türkiye’de nüfus artış hızının düştüğü ve yavaş da olsa yaşlanma trendine girdiğimiz düşünülecek olursa gelecek 10 yılda kalifiye iş gücü sorunu ortaya çıkabilecek demektir. Özetlediğim şeyler, çok ciddi ama çözülemez nitelikte değil.

Türkiye muazzam potansiyeli olan büyük ülke. Kaynakları çeşitli, coğrafyasının sunduğu imkânlar geniş. İnsanlar öğrenmeye, yeniliklere açık; toplum yapısı dinamik, gençlerin nüfus içindeki oranı yüksek. Bunlar ciddi avantajlar. Yeter ki gereksiz konularla boşa zaman geçirilmesin, doğru politikalar etkili ve hızlı şekilde uygulanabilsin.

NORMALLEŞEBİLİR MİYİZ?

17 günlük kapanmanın ardından bir takım iş kollarında yeniden faaliyet başlıyor, sınırlamalar gevşetiliyor. Peki, buna bir normalleşme süreci denebilir mi? Ben bu kavramı kullanmamaktan yanayım. Çünkü “işler yoluna girdi, koronavirüs bulaşma riski azaldı” gibi algılanıyor ve insanlar çok rahat davranmaya başlıyor.

Oysa vakalar hâlâ çok yüksek, vefat sayıları da öyle. Uzun kapanma döneminde gittikleri yerlerden dönen insanların virüsü taşıma ihtimali hayli fazla. Yeterli aşılama yapılamadığı ve virüsün farklı varyantları ortaya çıktığı için çok dikkatli olmakta fayda var. Havaların ısınmasıyla farklı topluluklarla daha sık bir araya gelenler ve hatta aşılarını yaptırmış olanlar bile çok dikkatli olmalı.

Virüs çok ciddi şekilde yayılmaya devam ediyor. Gevşemeyle birlikte bir dizi ülke yeniden kapanmak zorunda kaldı. Pandemi, küresel düzeyde kontrol altına alınmadan tam rahatlamadan söz edemeyeceğiz. Aşılama hızları ve bazı ülkelerdeki korkunç tabloya bakınca 2021 sonuna kadar sıkı tedbirlere devam etmek zorunda kalacağımızı düşünüyorum.

2022’de neyle karşılaşacağımızı ise şimdiden kestirmek güç.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder