Hamlet: Çılgın bir ‘Fayton Krallığı’

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

19 Ekim’de GAIN’de başlayan ‘Hamlet’ yerli dizisi, Peckinpah usulü “Baba” ile Blier usulü “Bana Onun Kellesini Getirin” arasında gidip gelen titiz ve muzip bir western kara komedisi. 2021’in yeni başlayanlar arasında en heyecan verici sanal yerli dizisi. Kaan Müjdeci, Büyükada’da çekilmiş en sıra dışı eserlerden birine imza atıyor. Özellikle Murat Kılıç, Hatice Aslan, Cihat Tamer, Mustafa Alabora ve Çiğdem Selışık Onat döktürüyor.

DİZİNİN NOTU: 6.5

EN SAF ENSEST VE İNTİKAM ÖYKÜSÜ

Shakespeare’in oyunu Hamlet’in babasını öldüren amcası Claudius’tan intikam alarak annesiyle evlenmesini ele alan bir hikayesi vardır. Yani aristokrasinin içindeki ensest temasına dikkat çeken bir tedirgin edicilik servis edilir temelde. 1948’teki klasik Olivier uyarlaması bir yana Japonya’dan Sovyetler Birliği’ne çeşitli ülkelerde bu metnin sinema temsillerini de görmüşüzdür. 

1960’ta Kurosawa’nın “The Bad Sleep Well” (“Warui yatsu hodo yoku nemuru de”) serbesttir. 70’lerde Yugoslav Kara Dalgası yönetmeni Krsto Papic’in Serbedzija’lı “Acting Hamlet in the Village of Mrdusa Donja”sı (“Predstava 'Hamleta' u Mrdusi Donjoj”, 1974) bir isyan niyetine canlanmıştı. Onun peşine olmamış Erksan filmi “Kadın Hamlet” (1977) de eklenmişti.

KARUSMAKI ZİRVEYİ GÖRMÜŞTÜ, FENG VE ALMEREYDA DA MODERNİZE ETTİ

1987’de ise Karusmaki “Hamlet Goes Business” (“Hamlet Liikemaailmassa”) ile siyah-beyaz bir deadpan noir başyapıtına imza atmıştı. Oradaki lastik ördek marketinde olup biteni anlatan absürd yaklaşım asla akıllardan çıkmamıştır. İkonik sahnelerini ezberletip hayran bırakmıştır.

Yönetmenin en iyi ve özgün eserine dönüşmek için zeki adımlar atmıştır. 2000’de Michael Almereyda öyküyü modern New York’a uyarlarken (“Hamlet”), 2006’de Feng Xiaogeng Çin’in geçmiş yıllarında kültürel bir dövüş filmi (“Şölen”) üzerinden yerleştiriyordu. Bunların getirdiği yenilik anılası bir kalıcılıkla sunuldu.

PECKINPAH USULÜ YERLİ ‘BABA’ 

Kaan Müjdeci ise 81 atın kaybolduğu, dolandırıcılığa kayan Büyükada’nın ‘Fayton Krallığı’nı keşfe çıkıyor. Mate Herbai’nin ilk bölümde aradıkları ise bu durumun en melankolik haliyle yansıtılması gibi sanki. 

Bu damarın karşısında bize yansıyanlar Peckinpah usulü yerli “Baba” (“The Godfather”, 1972) misali çıkıyor büyük oranda aslında. Murat Kılıç, Erdal Beşikçioğlu, Mustafa Alabora’nın arabalı vapur karşıladıkları asap bozucu bir dünyaya açılma getiriyor. 

İKİNCİ BÖLÜM DİZİNİN EN İYİSİ

Dizinin ilk bölümünde bir cenaze de var. Ölümden fazlasıyla beslenen bir hissiyat servis ediliyor. Çiğdem Selışık Onat ise yılanıyla etrafta dolanıyor. Amelia karakteriyle ‘büyü’ katma çabasında bir eğilime sahip. İkinci bölümde ise Hatice Aslan ile Erdal Beşikçioğlu’nun çok iyi çekilmiş seks sahnesi büyülüyor. Olağan dışı çerçevelerin burada ihtirası ortaya koyduğu muhakkak. 

Giriş ise bir ayna üzerinden yapılıyor. Bütün sahneler bu aynanın etrafına kurulu. Banyodaki özellikle locked-down shot etkili bir üvey anne-kız ilişkisine kayıyor. Böylesi dokunuşlar ince yönetmen ruhunu açık ediyor. Hatice Aslan’ın oyunculuk gücünü ortaya koyduğu bir kısım izliyoruz.

PECKINPAH İLE HAŞIR NEŞİR BİR SİNEMACI

Müjdeci “Sivas”ta (2014) İran sinemasının güncel örnekleriyle benzeştirilebilecek bir dile kaymıştı. Ama Peckinpah’ın “Patt Garrett & Billy the Kid”inin (1973) horoz dövüşünden de etkilenme vardı. Yönetmen burada da ‘hayvan-insan ilişkisi’ni kendine göre yorumlarken açılış karelerini de metaforik öğeler üzerinden ona göre çekmiş. Böyle bir oyuncaklı hava seyirciye yansıyor. 

‘Hamlet’in yıllara uzanan intikam konusunu bir şirket üzerinden canlandırmaktansa zamanla da “Bana Onun Kellesini Getirin”e (“Bring Me The Head of Alfredo Garcia”, 1974) uzanan bir yapıya kayabiliyor. Peckinpah’ın western-noir klasiğini Blier çekmiş izlenimi de bırakabiliyor zaman zaman. 

MÜGE ANLI ALEGORİSİ NAGEHAN TAN, EN ÇILGIN HAYVAN BAĞLANTISINI KURUYOR

Araya Şebnem Bozoklu’nun girişi ise feminist bir ‘Budala Dedektif’ yan bölümü gibi belirip ‘Müge Anlı’yı ya da günümüz TV ahlakını eleştiriyor ve postmodern bir rötuş niyetine canlanıyor. Oyuncunun ise “Niyazi Gül Dörtnala”da (2015) olması şaşırtmıyor. Kurt ile cinsel fantezi kahkaha krizine sokuyor.

Sanki kara komedi ile western-noir iç içe geçiyor. Müjdeci’nin atların kendi dünyasına çevirdiği evrende aslında özellikle üçüncü bölümden itibaren bir TV kişiliği olarak Nagehan Tan’la net bir kara-absürd komediye geçiş yaptığı gözüküyor. Ama geliştirilme açısından daha zeki yollara sapabilirmiş de dedirtiyor.

‘KIRIK KALPLER BANKASI’ KADAR İDDİALI DEĞİL

Genel anlamda Fayton Krallığı’nın ikiyüzlülüğü için metaforik yan hikayeler ve karakterler devreye sokuluyor. Tan da onlardan biri. Adeta buradaki gerçekleri açığa çıkarıyor. “Hamlet”te (2000) Almereyda hikayeyi modern dünyaya zekice transfer edip Branagh’ın hantal tiyatro uyarlamasından dört yıl sonra ilaç gibi gelmişti. Burada da aslında Metin Erksan’ın olmamış “Kadın Hamlet”i için derslik bir iş canlanıyor.

Müjdeci gerçekçi ve alaycı bir posmodernizmle zaman-mekan ilişkisine yükleniyor. Onur Ünlü’nün “Kırık Kalpler Bankası”ndaki (2017) Luhrmann’ın model yaratmış “Romeo + Juliet”ini (1996) günümüz sokak kültürüne transfer etme gibi bir cinlik, çığır açıcılık veya devrim canlanmıyor ama her şeye rağmen. 

ANTI-WESTERN İLE KARA KOMEDİNİN ÇATIŞMASI


Finalde ise Murat Kılıç ve diğerlerinin Elit İşçan’ı öldürmesiyle bir çeşit Tükiye’nin feminist “Baba”sının yolculuğu tamamlanıyor. Dizinin özellikle belli bölümlerinde Mate Herbai’nin, Macar görüntü yönetmeninin zeki dokunuşları hissediliyor. “Beden ve Ruh” (“Teströl és Lélekröl”, 2017) ile bilinen isim iz bırakıyor. Peckinpah’vari stilize ve gerçekçi dokunuşu, şiddetle de birlikte anılası hale getiriyor. 

Başlangıçtaki at, ayna, kuru kafa gibi imgelerin dışavurumlarını izliyoruz. Son bölümdeki düğün sahnesiyle giriş nefes kesiyor. En kalıcı 20 dakikalardan birini duyuruyor. Böylesi bölüm planlama dizinin merkezinde. İkiye ayrılarak aslında bir çeşit 14 bölüm canlanıyor gibi. Onun ötesinde de ‘absürd kara komedi’ ile ‘çağdaş western-gangster filmi’nin birleşmesi bize doğrudan tesir ediyor. Peckinpah ile Bertrand Blier iç içe geçmiş izlenimi bırakılan anlar mevcut fazlasıyla.

‘BABA WESTERN’İ Mİ?

Yönetmen, Hatice Aslan’la Erdal Beşikçioğlu, Murat Kılıç’la Cihat Tamer, Elit İşçan’la Rıfat Şungar gibi ikililer üzerine gitmiş. Bunların arasına da bir hayvan yerleştirerek hikayesini işletiyor. ‘Hamlet’in bir çeşit destansı ‘Baba’ western’ine döndüğü noktada bize adanın farklı yerlerinde bir intikam kavramının ve cinayetin en uç egzersizini sunuyor.

Nagehan Tan’ın programı ise ikiyüzlülük vurgusunun en iyi temsil edildiği platforma dönüşebiliyor. Şebnem Bozoklu da Serdar Orçin’le eşleşip birbirlerinin ters istikamete gönderebiliyorlar. Müjdeci, Erdem’in “A Ay”ından (1988) bu yana Büyükada’da çekilmiş en sıra dışı eserlerden birini kotarıyor. 

200 DAKİKA OLABİLİRMİŞ

280 dakika olsa da içine girmekten sürekli zevk aldığımız bir kavrama gücü var. Dizinin biraz 200 dakikaya inme durumu etkili iki bölümün ardından hissediliyor. Üç ile dördün 20’şer dakikası, altısının tamamı atılabilirmiş. Kaan Müjdeci’nin az konuşsa da cameo’suna o kadar da gerek yokmuş. 

Oyuncu kadrosunda gençler ile ustaların kesişmesi; ‘olgunlar kendilerini kanıtladı’ gibi tamamlanıyor. Özellikle Hatice Aslan, Murat Kılıç, Cihat Tamer, Mustafa Alabora ve Çiğdem Selışık Onat bu noktada diğerlerine ders verme olanağı buluyor. Ama bu ‘Fayton Krallığı’nı sırları da bu dengesizlik ve çatışmadan güç alarak sona doğru yöneliyor. Esas mesele de bu gibi!

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder