Devlet PKK ile görüşerek doğrusunu yapmıştır...

15 Eylül 2011, Perşembe 05:00
AA

İnternete düşen ses bandı derinden derine önemli bir depreme yol açtı. Muhalefet rüyasında görse inanamayacağı bir balık yakaladı. Bu fırsatı da kaçırmak istemeyecektir. AK Parti iktidarını yerden yere vuracak. Ne vatana ihanet ne de şehit edebiyatı kalacak. Toplumun bir kesimi de bu eleştirilere katılacak. MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve şimdinin MİT Müsteşarı, dönemin Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Hakan Fidan gibi üst düzey yetkililerin “Başbakan adına” PKK’nın üst düzey yetkilileriyle görüşmesine tepki gösterecek.

[[HAFTAYA]]

Oysa hükümet doğrusunu yapmıştır. Her gün insanlarımız ölüyor. Her gün PKK ile mücadele için büyük paralar harcıyoruz. Her gün terör nedeniyle bu ülke kan kaybetmektedir. Bir tek insanımızın ölümünü engellemek ve ülkeye biraz olsun rahat nefes aldırmak için gerekirse şeytanla bile görüşülmelidir.

Eğer hükümet direkt ya da dolaylı şekilde PKK ile görüşmeseydi, karşı tarafın isteklerinin neler olduğunu anlamaya çalışmasaydı, işte o zaman hepimizin ayaklanıp “Neden görüşmüyorsunuz, neden barış için risk almıyorsunuz?” demesi gerekirdi. Üstüne üstlük AK Parti hükümeti bu görüşmelerin yapılmasına izin vererek son derece önemli bir siyasi risk almıştır. Buna rağmen hem Abdullah Öcalan ile hem de PKK ile temasları cesurca sürdürmüştür. Terör ile mücadele eden akıllı her ülke böyle hareket eder. İngiltere, IRA ile yıllarca gizli görüşmeler yapmış ve sonunda da barışa ulaşmıştır.

Fransa, İspanya, İtalya, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri de aynı şekilde kendi terör örgütleriyle aynı tip gizli görüşmeler yürütmüşlerdir. Biz neden yapmayacakmışız? “Hem pazarlık yapıp hem de terörle mücadele edilmez” diyenler yanılıyorlar. Terörle silahlı mücadele yürütülürken bal gibi gizli görüşme de yapılır. Daha doğrusu yapılması gerekir. Muhalefetin bu görüşmeleri eleştireceğine, iktidara “Dün böylesine bir yaklaşım sergilerken bugün neden sertleştiniz, neden barış için mücadeleden vazgeçtiniz?” diye sorması gerekmez mi?

Bu ses kaydını kim ve neden ortaya çıkardı? Bunları tartışacağımıza asıl “Bu ses kaydı kimden geldi ve neden şimdi ortaya atıldı?” diye sormak gerekiyor. Ortada çok ince bir hesap olduğu besbelli. Herhalde bu ses kaydının, MİT veya diğer Türk yetkilileri tarafından yapılıp internete konulduğu söylenemez. Geriye şüpheli olarak PKK kalıyor. Hele şu sıralarda bir kara harekatından söz edilirken... Başbakan Arap ülkelerinin sokaklarında alkışlanırken... Hükümet Kürt sorunu konusunda giderek sertleşirken... PKK’nın böyle bir manevrayla gündemi değiştirmek, iktidarı güç duruma düşürmek veya başka nedenlerle bu oyunu kurguladığını düşünmek galiba daha doğru olacaktır.

Başbakan, İsrail halkını kırmamaya dikkat ediyor...

Başbakan’ın Mısır gezisi, sokaklardaki büyük alkışı bir yana bırakıp hükümetler açısından bakarsak, beklenenin de ötesinde dengeli ve ağırlıklı geçti. Uluslararası medyanın beklentisi; Erdoğan’ın bu ziyaret sırasında daha sert mesajlar vereceği ve İsrail ile karşılıklı gerilimin iyice tırmanacağı şeklindeydi. Erdoğan tam aksini yaptı. İsrail konusunda şimdiye kadar söylediklerinin ötesine geçmedi. Özellikle de İsrail halkı ile Netanyahu hükümetini birbirinden ayırdı. İsrail halkını değil hükümetini eleştirdiğini çok açıkça gösterdi. Yaptığı konuşmalarda dengeli davrandı ve Filistin konusunu ön plana çıkardı.

Türkiye, Arap dışişleri bakanlarının gözünün içine bakarak adeta “Haydi artık harekete geçin de Filistin devletinin bağımsızlığını ve bayrağını, Birleşmiş Milletler’e kabul ettirelim” dedi. Erdoğan’ın Arap Ligi Dışişleri Bakanları Toplantısı’ndaki konuşmasını dinlerken aklıma hep bunlar geldi. Gerçekten de Ankara birdenbire Filistin bayrağını göndere dikti. Anlaşılan önümüzdeki hafta New York’taki Birleşmiş Milletler toplantısının yıldızı Türkiye olacak. Başbakan bu oturuma çok iddialı gidiyor.

Haftaya büyük olasılıkla BM Genel Kurulu’nda Filistin’in ayrı bir devlet olarak tanınması oylanacak. Son ana kadar değişiklik yaşanabilir ve oylama gecikebilir ancak Erdoğan’ın kalbinde yatan bu oylamanın mutlaka gerçekleşmesi ve Filistin bayrağının resmileşmesidir. İşte bu açıdan bakıldığında Başbakan’ın son turu çok önem kazanıyor. Özellikle lider konumundaki Mısır’daki görüşmeleri önümüzdeki haftayı şekillendirmiş mi, yoksa etkisiz mi kalmış yakında anlaşılacak. Ne olursa olsun Başbakan Erdoğan bu defa da tüm dikkatleri üstüne çekmeyi bildi.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.