KKT'nin yeni bir talebi var

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

KKTC, koronavirüs mücadelesinde adeta bir destan yazdı. Ülkede toplam 108 vaka tespit edildi. 4’ü vefat etti. 104 hastanın tamamı iyileşti. Hatta 83 yaşındaki son hasta önceki gün hastaneden alkışlarla taburcu edildi. Ve önceki gün 1003 test yapıldı, 1 tek pozitif vaka bile çıkmadı. Son 24 gündür pozitif vaka çıkmıyor. Dünyanın yalnız bıraktığı bu güzel ülkenin başbakanı Ersin Tatar, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Direktörü Tedros’a mektup yazarak KKTC’nin COVID-19 ile mücadelesindeki başarısından bahsetti.

Ayrıca KKTC’deki kanaat önderleri de DSÖ nezdinde girişimlerde bulunuyor. Amaç, KKTC’nin DSÖ’ye ortak üye olabilmesi. Örgütün kuruluş anayasası, “Uluslararası ilişkilerini kuramayan ülke ve bölgeler ortak üye olabilir” diyor. Zaten Porto Rico ve Tokaleu bu şekilde üye. Oy hakları yok ama yardım alma, büro açma, bilgi alışverişi ve personel görevlendirme haklarından yararlanıyorlar.

KKTC’li akademisyen ve yazar Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, ülkesinin de DSÖ’ye ortak üye olabilmesi için kampanya başlattı. KKTC, pandeminin ilk dalgasını atlattı. Ancak olası bir ikinci, üçüncü dalga için önlem alma zorunluluğu var. Hasgüler, KKTC’nin DSÖ’den yardım alması gerektiğini belirtiyor. 40 yıldır dünyadan izole yaşayan KKTC’nin sağlık hakkı gibi en temel haktan yararlanması gerektiğini ve üyelik statüsünü alması gerektiğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler üyesi bir ülke DSÖ’ye öneride bulunsa bu iş olacak. Hasgüler bu amaçla change.org sitesinde bir imza kampanyası da başlatmış durumda. KKTC, Türkiye hariç pandemi döneminde hiç kimseden destek alamazken, Avrupa Birliği üyesi ve DSÖ destekli Güney Kıbrıs’ta ölümler ve vakalar devam ediyor.

Toplam vaka sayısı 903, toplam can kaybı sayısı 23. Önceki gün 2 yeni vaka tespit edildi, 1 can kaybı yaşandı. Bize düşen change.or sitesine girerek KKTC’nin bu talebine imzayla destek vermektir.

Belediyeler bizi nasıl yanılttı?

40 gündür sokağa çıkamayan 0-14 yaş grubu çocuklar dün niyahet 4 saatliğine de olsa dışarıdaydılar. Önceki gün Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen haberlerde, birçok il ve ilçe belediyesinin parkları, oyun alanlarını dezenfekte edip çocuklar için hazırladığı yazıyordu.

Ben de 10 yaşındaki ikizlerimle dışarıda bir parkta birlikte vakit geçirebilecektim. Twitter’da sevgili Pucca’nın “Çocuğum Batı’yı dışarı çıkaracağım ama parklar kapalıymış” mesajına “Hayır, açık” diye cevap verdim. Ajanslardan düşen haberler o minvaldeydi çünkü. Türkiye’nin her yerinde bazı parklar çocuklar için açılacaksa, İstanbul’da da açılmalıydı.

Bu arada konuşmaya Berna Laçin de dahil oldu, parkların kapalı olduğunu söyledi. Ona da karşı çıktım, çünkü kendimden çok emindim. Olmamalıymışım. Beşiktaş Belediyesi’ne ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Beyaz Masa’ya sordum, parkların açılmayacağını söylediler. Ama dün ne oldu? Tabii ki çocuklar parklara gitti, eğlendi. Yani parklar açıktı.

Peki parklar madem açık olacaktı Beşiktaş Belediyesi ile İBB’nin Beyaz Masa’sının sosyal medya ekipleri neden beni ve benim gibi binlerce kişiyi yanılttı? Çünkü sosyal medyacıların dünyadan haberi yoktu. Zaten umurlarında da değildi. Sosyal medya ekiplerini iyi kurmazsanız bu iletişim çağında kurumların başı epey derde girebiliyor. Bu olay vesilesiyle bir kez daha hatırlatayım dedim.

Mutfaktaki aşk sırları

Karantina günlerinde kendimizi filme, diziye verdik ama ruhumuzu asıl iyileştirecek şeyin müzik olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Gün içinde, özellikle evden çalışıyorsanız sizi rahatlatacak müzikleri dinlemeyi ihmal etmeyin. İnanın bana tazeleniyorsunuz, enerjiniz yerine geliyor.

Bu arada Instagram’da ben de müzikli, sohbetli canlı yayınlar yapıyorum. Evdeki DJ setimi kuruyorum, belirli bir konsept üzerine şarkılar çalarken, katılanlarla da aşk üzerine konuşuyorum. Bu akşam üniversiteden sınıf arkadaşım yemek yazarı, televizyon programcısı, şef Pelin Bozkurt ile sohbet edeceğiz. Mutfaktaki aşk sırlarını konuşup, sohbeti güzel şarkılarla renklendireceğiz. Bu akşam 21.00’de bekleriz efendim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder