Hrant Dink gömülmeden

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bundan 6 yıl önce 2009 yılı Ocak ayında yayınlanan “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabımı hazırlarken kafamda önceleri şöyle bir isim vardı; ‘Hrant Dink Gömülmeden’

Çünkü henüz istihbaratçıların yalanlarını belgeleyememiştim. Araştırma yaparken 19 Ocak 2007 günü öldürülen Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak bizi gerçeğe götürecek ipuçlarının dava dosyasında olduğunu görmüştüm.

Televizyonda görüntüleri izleyen babası 20 Ocak günü karakola gidip “Bu benim oğlum” diyerek Ogün Samast’ı ihbar etmişti. Katil gece yarısı Samsun’da otogarda yakalanmıştı. Katil Ogün Samast Yasin Hayal’in, her ikisi de Erhan Tuncel’in adını vermişti.

Cinayette devletin parmak izi

Böylece tüm örtme çabalarına rağmen Dink cinayetinde ‘devletin parmak izi’ ortaya çıkmıştı. 22 Ocak 2007 günü alınan ifadesi çok çarpıcıydı. Eğer onun ifadesindeki ipuçları dikkate alınsaydı Dink cinayetinde 8 yıl önce daha Hrant Dink gömülmeden hızla yol alınması mümkündü. Hrant Dink 23 Ocak 2007 günü gömüldü. Bu aslında gerçeklerin de cenaze töreniydi. Kamuoyunda dosyadaki bu gerçekler yerine başka bir tartışma yaratıldı. Tüm tartışma Hrant Dink’in mahkeme salonlarında, sokakta tehdit edilmesiyle ilgili olarak Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Levent Temiz gibi bazı Ergenekon davası sanıkları ile itiraflarla sorumluluğu ortaya çıkmış Trabzon Jandarması etrafında dönüyordu.

Evet bu kişiler Hrant Dink’in katline giden yolun taşlarını döşediler ama gerçeğin tamamı bu değildi. Hatta bu yönlendirmeyi de cinayette sorumluluğu olan ve aynı zamanda Ergenekon operasyonlarını yürüten ekip yapıyordu. Dink cinayetinin siyasi amaçla kullanılması işte bu aşamada yaşandı. Bu konuda etkili olan gruplar olaya hukuki değil, siyasi baktı. Gerçeğe gözlerini kapattılar.

İstihbaraçıların yalanları

Dava dosyası, yaptığım araştırmalar beni şu sonuca ulaştırdı; Dink cinayeti içerisinde Ergenekon davası sanıklarının olduğu, polis istihbarat, MİT, Jandarma’nın da bulunduğu bir ‘konsorsiyum’ işidir. Dava dosyasına da istihbaratçıların yalanları şekil vermişti.

Aradan 8 yıl geçti. Şimdi isimlerini yıllardır bildiğimiz kamu görevlilerinin sorumluluğu ile ilgili bir soruşturma yürütülüyor. Üç polis tutuklandı. Bu yeterli değildir ama 8 yıl sonra da olsa önemli bir başlangıçtır. Çünkü buraya kolay gelinmedi: Davalar, hapisler, istihbaratçıların oyuncağı olmuş gazetecilerin yalanlarına karşı savaşarak... En önemlisi de sokaklara taşan vicdanlı insanların sesiyle.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder