Oral Çalışlar “Kılıçdaroğlu Alevidir seçilemez” diyenler…
HABERİ PAYLAŞ

“Kılıçdaroğlu Alevidir seçilemez” diyenler…

Muhalefet partilerinin liderleri, 'ittifak'ın öneminin bilincindeler. Seçimlere kadar birlikte hareket etme kararlılığı büyük olasılıkla sürecek. Kritik nokta cumhurbaşkanlığı seçimi. İşte burada kargaşalık, oyun bozanlık, akılsızlık ve toplumun tercihlerine güvenmemek gibi değişik olumsuz rüzgarlar, muhalefeti kuşatıyor. Düne kadar, iktidar çevreleri, “Bizim için en kolay rakip Kılıçdaroğlu” diye propaganda yapıyordu. Bir süredir bu söylem terk edildi.

CHP liderinin Aleviliği sık sık hatırlatılmaya başlandı. Hedef ne? 6’lı ittifakın kurucusu, sürecin dağılmadan yürümesinin en önemli sigortası olan Kılıçdaroğlu’nu adaylıktan düşürebilmek mi? “Millet İttifakı”, yapılan propagandaların da etkisiyle, CHP liderinin önünü keserse, inisiyatif yeniden iktidara mı geçecek?

Muhalefeti savunuyormuş gibi görünerek, “Kılıçdaroğlu Alevidir, Sünniler ona oy vermez” yönünde propaganda yapanlar da var tabii. “Alevidir seçilemez” yaklaşımı, seçmen kitlesinin çoğunluğunu 'ırkçı'lığa, 'mezhepçi'liğe yatkın olarak gören, seçkinci bir yaklaşım. Dışarıdan ve CHP’nin içinden Kılıçdaroğlu’nu seçtirmek istemeyen bir eğilim harekete geçmiş durumda.

Seçmenin sağduyusuna güvenmek

Geçmiş seçimlerin dikkatli bir analizini yapınca, şunu görebiliyoruz: Bu köşede defalarca vurguladığım gibi 1946’dan bu yana yapılan çok partili dönemde seçmenlerin, ağırlıklı olarak, devlet baskısına karşı oy kullandığını görürüz.

1960’ta Mendereslerin idamının hemen ardından korku ortamında yapılan genel seçimlerde, seçmen, Menderesçi partilere yüzde 48.5 oy verdi. 1971’de askeri müdahaleye direnen Ecevit öncülüğündeki CHP, 1973 seçimlerinden birinci parti çıktı. 1980 darbesinin ardından yapılan 1983 seçimlerinde, askerlerin istemediği Özal, seçimi militarist particiklere karşı açık ara önde kazandı.

28 Şubat mağduru AK Parti de benzer bir mağduriyetin meyvelerini topladı. Bugüne gelirsek: Muhalefeti oluşturan seçmenlerin ve partilerin ezici çoğunluğu, muhafazakar değil, seküler. CHP ortalama yüzde 28, İYİ Parti yüzde 14, HDP de yüzde 12 civarında görünüyor. Yani yüzde 50’yi aşıyorlar. Son günlerde muhalefet içinden ortaya atılan “Kılıçdaroğlu seçilemez” sloganının bir toplumsal analizini yapmak istiyorum.

CHP içindeki ve etrafındaki bazı çevreler, Kılıçdaroğlu’nun 'toplumsal uzlaşma'ya yaptığı vurgulardan, muhafazakar seçmene gösterdiği ilgiden rahatsız. Kutuplaştırıcı, tekleştirici toplum mühendisliğine meraklı bir grup; medyada CHP merkezini topa tutan, siyaseti kutuplara çekmeye çabalayan bir eğilim içinde.

Mezhepçiliğin, ötekileştirmenin acılarını geçmişte çok yaşadık. Kutuplaştıran siyaset, toplumu da partileri de çok yordu. Kılıçdaroğlu’nun Maltepe mitinginde dili, “Alevidir olamaz” diyenlere cevap sayılabilirdi: “Kimseyi ayırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi dışlamadan hep birlikte bu mücadeleyi vermeliyiz. (…)

Dindarı, dinsizi, sofusu, sufisi, Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkezi, solcusu, sağcısı, liberali milliyetçisi. Birlikte olmak zorundayız.”

Sıradaki haber yükleniyor...
holder