Lidere oy vermenin dayanılmaz tehlikesi

11 Haziran 2015, Perşembe 19:30
AA

Siyasette oy verirken en çok dikkat edilen lider. Hitap gücü, kitleleri etkilemesi, oturması, kalkması, ekibi ile ilişkilerine bakıyoruz.

Bu bize ait bir özellik veya bana göre kusur. Biz lidere oy veriyoruz. Türkiye dışındaki ülkelerde ise partiye oy veriliyor. ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerin seçmenlerinin tercihi parti ve programları.

Alman ve Amerikan seçmen üzerinden örnek vereyim. Amerika'da iki parti, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında seçim yapıyor seçmen.

İki partinin genel başkanı programlarını anlatıyor.

Bu başkanlar en çok 8 yıl görev yapıyor, seçim ile değişiyor. Amerikalı seçmen, partinin başında siyah başkan, kadın var mı diye bakmıyor.

Sağlık, vergi, eğitim politikasına bakıyor.

Obama tek başına karar veremiyor. Suriye'ye gireceğim dedi, ancak partisi izin vermedi ve durdu. Başkanı olduğu Demokrat Parti'den vize alamadı.

Aynı durum Almanya için geçerli. Alman seçmen, partinin programına, kabinedeki muhtemel bakanlara, yardımcılarına bakıyor. Özellikle Almanya'da bu durum çok hassas.

Hükümetlerinin başında yıllardır aynı isim Merkel var. Merkel yanında çok güçlü bir kabine bulunuyor. Demokrasinin güçlü olduğu ülkelerde seçmenin lidere değil, partiye oy vermesinin 5 nedeni var.

1. Genel başkan gider, parti kalır. Parti programları, işler, projeler yeni genel ve ekibi ile yürür.

2. Tek başına lidere oy vermek diktatörlüğü davetiye çıkarır. Hitler sendromu. Parti başkanıydı, lider oldu ve diktatörlükle yönetti ülkeyi.

3. Liderler yanlış, duygusal karar verebilir. Parti bu sırada devreye girer, kararın hayata geçmesini engeller. Partiye oy veren seçmen, genel başkandan hesap sorar.

4. Partinin programına, görüşüne, inancına oy vermek her zaman daha kalıcıdır. Genel başkanı partinin o görüşüne uyar. Başkan gider, o görüşler iktidar veya muhalefette ayakta kalır.

5. İktidarda ve ülkeyi iyi yönetememişse, sadece parti genel başkanı değil, tüm kabine gider. Daha iyi ekip buluncaya kadar muhalefette oturur. Parti programını açıklamak değil, uygulamak önemlidir.

***

Avrupa ülkelerinde başbakan ve cumhurbaşkanları çok ekranda olmaz. Öne çıkanlar, dışişleri, eğitim, sağlık bakanları ve yardımcılarıdır. Çünkü asıl muhatap onlardır.

Hesap ve bilgi verirler. Bizde hesap sorma kavga nedenidir. (“Sen kimsin lan”cılar) Lider ülkeyi temsil ediyor, iyi hitap etmeli, güçlü görünmeli deriz genelde. Niye?

Almanya, Fransa başbakanı, çok iyi hitap etmese de, çok güçlü görünmese de, bu iki ülke zayıf ve kötü mü olur?

Tabii ki onlar da hitap gücü yüksek genel başkan isterler ama asıl önemlisi parti programı ve demokrasi.

Türkiye'de seçmen, oy verirken, Ak Parti değil, Erdoğan'a oy veriyorum dedi. Aynı şekilde HDP'ye değil, Demirtaş'a oy veriyorum diyerek sandık başına gidenlerin sayısı bu seçimde çoktu.

CHP ve MHP en eski partilerden. Bu iki partinin seçmeni daha çok partiye oy verdi ama Bahçeli ile Kılıçdaroğlu'nın hitap şeklini, liderliğini eleştirdi.

Bu iki partinin ekonomi, siyasi, dış politika konusunda uzman isimlerine çoğu seçmen bakmadı.

Hatırlatayım, CHP ve MHP'nin parti kongrelerinde mutlaka birden fazla aday çıkar ve yarışır. Parti içi demokrasi için kanallar hep açıktır CHP ve MHP'de.

Yine de 7 Haziran gecesi sandıktan çıkan sonuç lidere gönderilen mesajdı. Erdoğan'a başkanlık için vize verilmedi. Lidere oy veren seçmen, tek adamlığa izin vermedi.

Partiye değil, lidere oy vermeye devam ettiğimiz süre içinde, hayal kırıklıkları da oy verdiğimiz sandıktan çıkmaya devam edecek.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.