Yanan ormanlar mı sadece? Ya sen, ya ben?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yangınlar hala sürüyor. Acının, üzüntünün, çaresizliğin resmi boy boy her yerde. Ruh halimiz dengesini şaşmış. Bir depresyon hali. Toprak cayır cayır, alevler kızılca kıyamet. Yanan ormanlar… ama bir o kadar da sen, ben. Fark yok. Ormanın ateşini gören gözler, kendi içindeki ateşi de görse… İnsan olma halinin farklı seviyelerinde takılı kalmış hallerimiz. Tekamül mü bu? Bilmiyorum. Tekamülse hepimize insanlık yolunda büyümeyi diliyorum.

Aşağıda paylaştığım satırlar arkadaşımdan. Kendisi aile hekimi, aynı zamanda yoga eğitmeni, Devrim Köycü. Ormanı insandan ayırmıyor Devrim. Ormanlar yanıyorsa sen de yanıyorsundur diyor. Kendi içindeki yangını söndür, aklını, fikrini, ruhunu, bedenini temiz tut, besle, o zaman toprak da kendini besler, temizler, her yer orman olur diyor. Yok aklını kötüye kullanır, zarar ziyan peşinde koşar, başkasının hakkına girer, kendini temiz tutmazsan içinde yaşadığın dünya da kirlenir, gördüğün acı, çaresizlik, üzüntü, felaket olur diyor. Hadi buyrun onun satırları olsun bugün içimi okuyan. 

“Ülkemizin sınırları bizim bedenimiz. İçinde bulunduğumuz kabımız. Bu dünyadaki evimiz. Bedenimizdeki toprağımız. Bedenimiz nasılsa ülkemiz de öyle. Kendi bedenimizi nasıl koruyorsak ülkemizi de aynı şekilde koruyoruz.

İçimizdeki öfke patlamaları ateşleri yaratıyor. Ülkemiz yanıyor. Peki sen ne durumdasın? Bedenin ne durumda? Bedenini yeterince temiz, saf tutabiliyor musun? Öfkeni kontrol edebiliyor musun? Dönüştürebiliyor musun içinde yanan ateşi? Kalbinde, gönlünde sevgi tohumları ekebiliyor musun? Kalbinin mağarasında dolaşabiliyor musun?

Biz nasılsak ülkemiz de öyle. Kendimizi dönüştürmediğimiz sürece bu ülke dönüşmeyecek. Bu topraklar o kadar verimli, o kadar bereketli ki. Tüm dünyanın kalbi burası. Milyonlarca yıldır en güvenli yer olarak görüldü Anadolu toprakları. Anadolu… Bereket, tarım, turizm, enerji, mineraller. Çok kıymetli topraklarımız var. Peki, biz ne kadar değerini biliyoruz? Ya kendi bedenimizin değerini ne kadar biliyoruz? Bu dünyaya bedenlenmek büyük bir liyakat. Anadolu topraklarına bedenlenmek büyük bir liyakat. Bunun farkında mıyız? Tekamülün en fazla olduğu yer bu topraklar. Bu dünyada görevlerimiz var. Bir an önce herkes ama herkes kendi farkındalığını oluşturmak zorunda. Sadece seyirci kalamayız. Dünyamıza nasıl davrandık, kendimize, insanlara, diğer canlılara nasıl davrandık? Artık uyanmamız gerekiyor."

Hani demiş ya Mevlana “Sen düşünceden ibaretsin. Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun” İşte öyle. Her birimiz birbiriyle bağlantıdayız. Önce kendimizi düzeltir, büyütürsek, içinde yaşadığımız dünya da değişir, güzelleşir. Bunu yapmaya bu kadar muktedirken tercihimiz iyilik, güzellikten yana olsun dilerim. 

Yazarlarımızdan

27 Kasım 2021, Cumartesi 08:07
27 Kasım 2021, Cumartesi 07:01
27 Kasım 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder