Daha neler gereceğiz?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

 Bankadan kredi alacağım, kefil istediler. Zar zor buldum, bu defa da kefilin karısını istediler, izin alacakmışım. Bu da nereden çıktı?  L.S.

Tek başına, ‘nereden çıktığını’ öğrenmek istiyorsanız söyleyeyim, yeni yürürlüğe giren Borçlar Kanunumuzdan çıktı. Bu kadar bilgi yeter mi? Yok bence yetmez. Peki öyleyse devam edelim. Efendim daha önce de bankaların çoğunun böyle bir uygulaması vardı, biliyorsunuz bizim bankacılık sistemimiz, her şeyin önde gidenidir.

[[HAFTAYA]]

Bu konuda da önde gitti. Bir süredir kefil gerektiren işlemlerde eşin de muvafakatini arıyordu. O zamanlarda bana da soru olarak sorulmuştu, ben de yok böyle bir uygulama demiştim. Artık var. Bu ayın başında yürürlüğe giren Borçlar Kanunu’nun 581. maddesinden itibaren düzenlenen kefalet bölümünde çok ama çok ilginç bir madde var. Aynen şöyle: “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin rızası ile kefil olabilir.

Bu rızanın, sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” İşte madde bu. Bu madde, kanun daha yürürlüğe girmeden bankalar tarafından yürürlüğe sokuldu. Bu uygulamanın akıllara zarar olduğunu söylemiştim, şimdi de bu maddenin akıllara zarar olduğunu söylüyorum. Böyle bir uygulama olabilir mi?

Ne yani evli biri hacir altında mı, eşi de onun vasisi mi? Kefaletin pek çok yerde kullanıldığını düşündüğümüzde böyle bir uygulamanın işlere ne derece sekte vuracağını düşünebiliyor musunuz? Eski sistemimizde eşler arasında mal ayrılığı prensibi var, bugün uygulanan sistem edinilmiş mallara katılma sistemi. Bu sistem zaten bir labirent, içinden çıkılmaz bir aile ilişkisi getirmişken bir de kefaleti eşin iznine bağlamanın ne kadar büyük problemler yaşatacağı acaba düşünüldü mü?

Kredi için eş rızası istenmiyor


Deyin ki bir iş adamı kredi kullanacak, yakın arkadaşı da kefil olacak. Bu iki arkadaş birbirini tanıyor, kefil borçluya güveniyor. Yetmez, karını da getir. İyi ama bizim hanım bu adamı tanımaz ki? İznini nasıl alacağız? İzin vermez. Kredi gitti. Kredi alınırken de borçlanılır, peki kredi talebi için eşin izni isteniyor mu? Hayır, peki kefalet için niye?

Üstelik kefil dediğiniz sokaktan toplanmıyor ki her ilişkide bir-iki tane kefil olabilecek adamı zor bulursunuz, onun da karısı izin vermedi, gitti kredi! Sonra edinilmiş mallara katılma sisteminde dahi aile içinde herkesin malı kendine, bu birinci prensip. İkinci prensip herkes kendi borcundan sorumlu, e öyleyse eşe ne oluyor? Böyle bir görüntü korkunçtur, bir ticari ve hukuki işlem yapacaksınız “eşinden izin al”. O zaman sadece kefilin değil, kredi alanın da eşinden izin alalım.

Üstelik mesele sadece kredi de değil. Bir kira sözleşmesi yapılacak, kefil lazım. Bir kefil yetmedi eşini de getir? Nereden bulacağız, eşi tanımıyoruz ki? Peki hepsini deyin ki kabul ettik (ben etmiyorum ama) ayrılık kararı olaya neden girmiş. Bugün ayrı olan yarın barışmayacak mı? Bugün ayrı olan yarın boşanırsa yine edinilmiş mallara katılma sistemi uygulanmayacak mı? Eşten izin almadan kefil olmanın bir başka şartı yasal olarak ayrı yaşama hakkına sahip olmak. Bu boşanma davası açılması ile olur. Yani adamı kefil yapmak için karısı aleyhine boşanma davası mı açtıracağız? Bunları da görecekmişiz? Akıllara zarar.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder