Gıdada endüstrileşme neden sağlık sorunu yarattı?

Ülkemizde son günlerde kronik hastalıklar git gide artış gösteriyor. Peki, bu hastalıklar beslenmemizden mi kaynaklanıyor? Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Yavuz Dizdar konu hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.

20 Eylül 2019, Cuma 10:00 Son Güncelleme:
A A

Serpil Dokurel – Posta Özel

Ülkemizde gıdada meydana gelen endüstrileşmenin sağlığımıza olan etkileri merak edilen en önemli konulardan biri haline geldi. Gıdada endüstirileşme sağlığımıza nasıl etkiler yaratıyor, bu durumdan kaçabilmemiz mümkün mü, korunmak için neler yapmalıyız? Tüm bu sorulara Onkoloji uzmanı Yavuz Dizdar açıklık getirdi.


Ülkemizde son yirmi yılda, Batı ülkelerinde ise son 40 yılda ortaya çıkan kronik hastalık sorununun nedenlerinin açıklanması kolay değildir. Öyle bir etkenden söz ediyoruz ki toplumun bütününü etkileyecek, uzun zaman içerisinde aşikar hale gelecek, bu yüzden saptanması çok zor olacak, ibre maalesef gıdanın endüstrileşmesine yönelir. Aslında genel bir kural olarak uzun zaman dilimine yayılmış değişiklikler çok kolay algılanamaz ve açıklanamaz. Kronik hastalıklar bugün özellikle ABD’nin sorunudur, gıdayı en erken endüstrileştiren de aynı ülkedir. 


Peki, gıdanın endüstrileşmesi ne anlama gelir?

Peki, gıdanın endüstrileşmesi ne anlama gelir?

Bunun doğrudan karşılığı uzun raf ömrü, simgesi ise ambalajdır. Düşününüz ki küçük bir işletmesiniz, her gün belli bir miktar ürün hazırlayıp taze satıyorsunuz, burada bir sorun ortaya çıkmaz. Ama işi büyütüp de başka uzak noktalarda da satmaya kalkarsanız (bu uzak noktaların karşılığı marketlerdir), o zaman işin içine raf ömrü meselesi girer, zira taze gıdanın bozulmadan uzak mesafeye eriştirilmesi, tüketici alana kadar beklemesi zaman ister. Ürünü sık aralıklarla piyasaya vermek ise dağıtım maliyeti demektir, tedarik zincirini her gün çalıştırırsanız bu maliyet daha da artar. O zaman elinizde birkaç seçenek kalır, ya ürünün bozulmasını önleyeceksiniz ya da koruma koşullarını yükselteceksiniz, mesela soğuk zincir kuracaksınız, bu da elbette yine yansır.

O zaman uzun raf ömrü nasıl elde ediliyor?

O zaman uzun raf ömrü nasıl elde ediliyor?

İşte uzun raf ömrü olan ambalajlı gıdanın sorunu da burada başlıyor. Siz ne kadar hijyenik koşullarda çalışırsanız çalışın, gıda steril değildir. Steril hale getirmek isterseniz bu kez aşırı fiziksel işlem ya da bozulmayı önleyici katkı maddeleri koymak zorundasınız. Aşırı fiziksel işlem olarak halen kullanılan yöntemler mesela süt için yüksek basınç ve sıcaklık, bakliyat için radyasyondan geçirme, et ürünleri içinse çok yüksek basınç uygulamaktır. Bu işlemlerin her biri gıdada geri dönüşümsüz kimyasal bağlanmalara yol açar. Ürün aynı görünür, ama doğal bozulma yolunun değişmesi yeterince açıktır. Market yoğurdunun aylar, hatta yıllar boyu ekşimeden kalması hijyenle açıklanamaz, çünkü yoğurt zaten canlı bir üründür, beklerse ekşir. Bu amaçla kullanılan bir diğer yöntem ise rafine etmek, bileşenlerine ayırıp bozulabilir unsuru çıkartmak, öyle piyasaya vermektir. Kar beyazı unların acımaması rüşeymin alınması ve yüksek basınçlı değirmenlerle sağlanır.

Başka nerede sorun çıkar?

Başka nerede sorun çıkar?

Daha fazla üretmek amacıyla kullanılan tarım ilaçları, hızlı beyaz et üretiminde kullanılan antibiyotikler var. Bunlar meyvenin ya da etin dokusunun içerisine işler, yani yıkamakla ya da hayvana kesin öncesi on gün ilaç vermemekle dokudan uzaklaştırılamaz. Çünkü bunlar kanda değil, dokudadır, dolayısıyla bu maddeler de vücuda geçer ve hayvanın ortadan kaldıramadığı bu son metabolit bizde de etkili olmaya başlar. Bu da uzun zamanla ilişkilidir, nitekim doğrudan deneyimler aktarılıyor, kıkırdak aşınmaları gibi tablolar beyaz et tüketimi durdurulduğunda üç aydan önce düzelmez.

O halde “ne yiyeceğimizi şaşırdık” durumuna mı geliyoruz?

O halde “ne yiyeceğimizi şaşırdık” durumuna mı geliyoruz?

Hayır, elbette öyle değil. Açık süt alın, süt ve yoğurt kaynağı olarak bunu kullanın. Peyniri tadarak alın, meyveyi, sebzeyi zamanında yiyin, ama endüstriyel üretilmiş ürünler ve bunların satış noktaları olan marketlere çok temkinli yaklaşın. Unutmayın, ambalaj tek başına bir sorun değildir, ama endüstriyel ürünün simgesi ambalajdır, siz içeriğinin gerçek olmasına dikkat edin. Tamam, biraz zahmetlidir, ama sağlığınızı kaybettiğinizde çekebileceğiniz eziyeti, özellikle de çocuklarınızı hatırınızdan çıkarmayın.

Sıradaki haber yükleniyor...