Egzersiz - DiyetDiyet ve spora rağmen kilo vermeyenler dikkat!

Diyet ve spora rağmen kilo vermeyenler dikkat!

Paylaş
Diyet ve spora rağmen kilo vermeyenler dikkat!

Kilolar ve artık içine giremediğimiz elbiseler artmaya başlayınca hemen diyete giriyoruz. Peki gerçekten diyet mi yapıyoruz yoksa vücudumuza işkencemi? Bu yaptığımızı sandığımız diyetler yüzünden de kilo veremeyince veya hemen geri alınca demoralize olup diyeti bırakıyoruz. Peki neyi yanlış yapıyoruz ve neden kilo veremiyoruz?

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Gülçin Türkmen Sarıyıldız, obezitenin sanılanın aksine sadece aşırı yemek yemenin yol açtığı fiziksel bir sorun değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık olduğunu belirtiyor. Vücut kitle indeksi (VKİ) 30'un üzerinde olan kişilere obez teşhisi konuyor. VKİ 35'in üzerinde olduğunda, tip 2 diyabet, solunum, eklem ve kalp sorunları gibi durumlara yol açabiliyor.

Haberin Devamı

 

OBEZİTE YÜKSEK RİSKLİ HASTALIKLARDAN BİRİDİR

Sarıyıldız, obezitenin tedavisi olmayan hastalıkları beraberinde getirdiği için yüksek riskli hastalıklardan biri olduğunu vurguluyor ve obezitede sık görülen, inme ve kanser riskini artıran hastalıkları şu şekilde sıralıyor: Uyku apnesi, insülin direnci, yüksek tansiyon ve yağlı karaciğer.

Düzensiz ve dengesiz beslenme, fast food yemek ve egzersiz yapmamak kilo alımına ve bazı hayati organların yağlanmasına neden olabiliyor. Sarıyıldız, uzun süre aç kaldıktan sonra kontrolsüz yemek yemenin, karbonhidrat yüklü besinler ve şekerle tatlandırılmış içecekler tüketmenin obeziteye yol açan beslenme hatalarından bazıları olduğunu söylüyor.

Sarıyıldız ayrıca, her iki ebeveyn de fazla kilolu ise, çocuğun obez olma olasılığı yüzde 80 olduğunu, şeker hastalığı, tiroid hastalığı ve adrenal bez hastalığı gibi bazı hormon kaynaklı hastalıklar obezitenin nedenlerinden biri olabildiğinin altını çiziyor.

Haberin Devamı

Çoğu obez hastanın diyet ve egzersiz programı ile belli bir süre içerisinde kilo verecek olsa da başarı oranı düşük ve tekrar kilo alma riski yüksek olduğunu belirten Sarıyıldız, tedavide önem taşıyan noktalar hakkında bilgilerini aktarıyor: “Tüp mide ameliyatı olan hastalarda mide küçülmesi nedeniyle metabolik değişiklikler, ciddi iştah kaybı ve yemek yeme kısıtlılığı görülür. Ameliyattan önce endokrinolog, hastayı hormonal sorunlar ve ameliyata uygunluğu açısından değerlendirmelidir. Ayrıca ameliyattan önce midede bulunabilecek diğer lezyonları saptamak için endoskopi yapılmalıdır. Diyetisyen, hastaya ameliyat öncesi ve sonrası nasıl beslenmesi gerektiğini ayrıntılı olarak anlatmalıdır.”

Obezite tedavi edilmezse kişinin sağlığı ve yaşam kalitesi her geçen gün düşüyor. Obezite psikolojik sorunlara da yol açabileceğinden geç kalınmadan bir uzman eşliğinde tedaviye başlanması gerekiyor.

 

DİYET VE SPORA RAĞMEN KİLO VEREMEYEN HASTALAR NE YAPABİLİR?

Sarıyıldız, tüp mide işleminin 18-65 yaş arası kişiler için uygun olan ameliyatlardan biri olduğunu ve vücut kitle indeksi 35 ve üzerinde olan kişilerin Dünya Sağlık Örgütü tarafından tüp mide işlemi için iyi bir aday olarak tanımlandığını belirtiyor.
Halk arasında "mide küçültme" olarak bilinen tüp mide işlemi sırasında mide, muz gibi uzun, ince bir tüp halini alıyor. Midenin yüzde sekseni laparoskopik yani kapalı cerrahi yaklaşımla çıkarılıyor. Böylelikle midenin besin alımı kısıtlanıyor. Ayrıca tüp midenin besin emilimini düşük düzeyde de olsa azaltma etkisi bulunuyor. Tüp mide hastalarında iştahın azalmasına yardımcı oluyor ve kilo vermeden insülin direncini kırıyor. İşlemin tamamlanması ortalama 1,5 saat sürüyor. Tüp mide işleminden sonra midenin giriş çıkışı korunuyor ve sindirim sisteminin devamlılığı sağlanıyor.

Haberin Devamı

Sarıyıldız, bariatrik cerrahide en çok tercih edilen cerrahi işlemlerden biri olan gastrik bypass sırasında ise midenin hacmi küçülse de ince bağırsaktan geçen yol kısaldığı için besinlerin emilimi de azaldığını belirtiyor. Midenin başladığı kısım yaklaşık 30-50 cc kalacak şekilde diğerlerinden ayrılıyor. İnce bağırsağın bir kısmı da yeni oluşan küçük mideyi atlar ve ona bağlanıyor. Bu sayede hastalar daha küçük porsiyonlarla hızlı bir şekilde doygunluğa ulaşabiliyor. Ayrıca çoğu yüksek kalorili gıdanın emilimini de engelliyor. Sarıyıldız, gastrik bypass işleminin kontrol altına alınamayan tip 2 diyabetli hastaların cerrahi tedavisinde olumlu sonuçlar verdiğinin altını çiziyor.

Haberin Devamı

 

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELER?

Sarıyıldız, hastanın ihtiyacına göre uzman hekimin gerekli tedavi yöntemine karar vereceğini ancak tedavi sonrası hastalarında dikkat etmesi gereken önemli noktalar mevcut olduğunu belirtiyor:
“Obezite ameliyatı sonrası hedeflenen kiloya ulaşmak için ameliyat sonrası süreç oldukça önemlidir. Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken en önemli iki konu diyet ve spordur. Ameliyat sonrası bol bol su tüketmeye ve şekerli besinlerden uzak durmaya gayret edilmelidir. Gazlı içecekler hastanın hayatından tamamen çıkartılmalı ve yemek yeme alışkanlıkları değişmelidir.”

Haberin Devamı

Sarıyıldız ayrıca, beslenmeye dikkat etmenin yanı sıra mümkün olduğunca hareketli bir yaşama geçilmesi gerektiğini altını çiziyor.