“Hallederiz abi kafası bizi buralara getirdi”

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Aşırı iklim olayları en sıcak konular arasında. Almanya’daki rekor yağışlarda çok sayıda insan öldü, 200’e yakın kişi kayıp. Çin’de, Karadeniz’de seller ağır zarara yol açtı. Bu konularda önemli bilimsel çalışmalara imza atan İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ile iklim değişikliği, afet yönetimi ve şehirleşme sorunlarını konuştum.

Önümüzdeki günlerde bizi nasıl havalar bekliyor?

Ayın sonuna doğru yağışlar doğuya doğru kayacak ve daha sıcak Türkiye ile karşılaşacağız. Karadeniz’den gelen sıcak ve nemli hava dağlardan yükseldiği zaman “dağ sağanakları” dediğimiz şeye neden oluyor. Bunlar bizim İstanbul gibi şehirlerde gördüğümüz gök gürültülü sağanaklardan daha etkili.

Şehirleşmede hangi hataları yapıyoruz?

Düz olması nedeniyle dere yatağına yol yapılıyor, vatandaş da gelip dükkânını/evini buraya inşa ediyor, mahalleler kuruluyor ve büyük sorun başlıyor. Yapılaşma durdurulamıyorsa dere yatağına daha dayanıklı binalar yapılmalı. En az 100 yıllık, 200 yıllık yağışlara bakıp o seviyenin üzerinde girişleri olan konutlar yapmak lazım. Riskli yerlere sıfır giriş bina yanlış, bodrum kat yapmak ise olacak iş değil. İnsanlar “Hayatımda böyle şey görmedim” diyor. Evet normal; çünkü insan ömrü, doğal hadiseleri referans almak için çok kısa. Yeni ve eski köprülere bakın. Geçen zaman içinde bir medeniyet gerilemesi olduğunu görürsünüz. Her yere tek tip bina yapıyoruz.

Toplumsal farkındalık ve medyanın yaklaşımı nasıl?

Medya, bütün suçu iklim değişikliğine atıyor ve konuları abartılı şekilde ele alıyor. Sanki şehirleşme ve planlama harikaymış gibi. Hataları hiç görmeden hayali düşman yaratarak meseleyi çözemeyiz. İklim değişiyor tamam da biz neden değişmiyoruz. Yeni binalarda aynı yanlışları tekrarlamamak ve eskileri de kentsel dönüşüme almak şart. Herkes köye kaçmaya çalışıyor, oralara ev yapmak istiyor ama bunlara yol göstermek lazım. Amerika’da olduğu gibi nereye hangi tipte konutun uygun olduğuna dair bilgi vermek gerek.

Atmosferik olaylarla ilgili kötü sürprizlerle karşılaşmamak için insanlara ne önerirsiniz?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün güzel bir uygulaması var; telefonlarına indirip günlük hayatlarında bu bilgilerden faydalansınlar. Bir yerden ev alacaksanız deprem riskine nasıl bakıyorsanız aynı değerlendirmeyi iklimsellik açısından da yapın.

Afet yönetiminde ne durumdayız?

Türkiye’de risk yönetimini değil, kriz yönetimini seviyoruz. “Hele olsun da hallederiz abi” mantığı hâkim. Şehirlerde her yer su geçirimsiz yüzeyle kaplı. Sular doğrudan yollara veriliyor. Ankara Esenboğa Havalimanı’nı şehre bağlayan yola bakın, mazgal yok, yağmur yağınca sel oluyor. Şehirlerimizi, İstanbul’u sünger şehir hâline getirmemiz lazım. Binaların altına veya yanına kurulacak sarnıçlarla çatılarımıza gelen suyu toplamamız lazım. Her yere asfalt dökmeyin, bazı yerler bırakın Arnavut kaldırımı kalsın. İçme suyunu kullanma suyu olarak kullanıyoruz. Yağmur suyunu kanalizasyona veriyoruz. Gidiyoruz ne olduğu belirsiz damacana suyu içiyoruz.

Sel durumunda ne yapılmalı?

Kahramanlığa gerek yok. Selin içinde yürümeye veya araçla ilerlemeye kesinlikle kalkmayın. Yükseğe çıkmaya çalışın. Türk atasözüdür, “Dibi görünmeyen sudan geçme” derler. Dize kadar yükselen su, 1.5 tonluk ağırlığı taşır. Sel suları çok kirlidir, kanalizasyon karıştığı için asla temas etmeyin.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder