Oral Çalışlar Meclis
HABERİ PAYLAŞ

Osmanlı’da ilk Meclis 23 Aralık 1876 tarihli Anayasa’ya göre kuruldu. II. Abdülhamit iktidara hakim olabilmek için anayasayı ve Meclis’in varlığını kabullenmişti. İlk Meclis’in çoğunluğu seçimle gelmiş mebuslardan oluşuyordu (Meclis-i Umumi).

Bir kısım üyeyi, Padişah atıyordu (Meclis-i Ayan). 31 Mart 1877’de çalışmaya başlayan 1. Meclis-i Mebûsan’ın üyeleri, il, liva ve kazaların yönetim meclisi üyeleri arasından seçilmiş, İstanbul için ayrı bir seçim yapılmıştı. 115 parlamenter vardı.

Astarcılar Kethüdası Ahmet Efendi

İkinci Meclis’teki mebuslardan Astarcılar Kethüdası Ahmet Efendi, bir Meclis toplantısında ayağa kalkarak Padişah’ın yüzüne karşı alışık olunmayan bir üslupla şu eleştiriyi yaptı: “Siz bizim fikrimizi pek geç soruyorsunuz, felaketin önünü almak mümkün olduğu zaman bize suret-i ciddiyede müracaat etmeliydiniz.” Aynı mebus, konuşmasının devamında “Meclis-i Mebusan kendi malumatı haricinde olarak husule sebebiyet verilen bir halden dolayı mesuliyeti asla kabul edemez” diyerek, Meclis’in, savaşın ağır yenilgisini üzerine almayacağını açıkça ifade etti.

Padişah’ın yüzüne karşı böyle bir konuşma alışıldık değildi. Yenilginin faturası Padişah’a kesilmişti. Sinirlenen II. Abdülhamit, Meclis’i feshetmeye karar verdi. 14 Şubat 1878’de Meclis-i Mebusan toplantı halinde iken Sultan II. Abdühamit’in Meclis’i kapattığını bildiren ‘irade’si okundu. Çok yabancı olmadığımız bir gerekçe öne sürülüyor, ‘i̧slerin daha seri yapılabilmesi için’, Meclis’in tatil edildiği belirtiliyordu.

Milli Mücadele’de Meclis

1878’de kapatılan Meclis, aradan otuz sene geçtikten sonra II. Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle (1908) yeniden açılabildi. Bu kez Meclis başlangıçta çok renkli ve çok sesliydi, İmparatorluk topraklarındaki milletlerin temsilcilerinden oluşuyordu. İttihat Terakki yönetimi despotlaştıkça, Meclis içindeki farklılıklar azaldı. İki Ermeni mebus, ‘Teşkilatı Mahsusa’nın adamları tarafından öldürüldü. İstanbul, İngilizler ve müttefikleri tarafından işgal edilince ilk iş olarak toplantı halindeki Meclis-i Mebusan’ı basarak milletvekillerini tutukladılar.

Atatürk, bunun üzerine Ankara’da 23 Nisan 1920’de (bu meclisin üyelerinin de katıldığı) milli mücadeleyi yönetecek ‘Millet Meclisi’nin kurulmasını gerekli gördü. Kurtuluş Savaşı, Meclis’in yönetiminde ilerledi. Kırk sene geçti… 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 müdahalesinde, darbeciler önce Meclis’i feshettiler. Toplumun askeri idareyi benimsemediği anlaşılınca seçimlere gidildi. Meclisler demokrasinin varlığı ve geleceği açısından simgeye dönüştü. 2017 Anayasa referandumuyla kurulan yeni sistemde de yine Meclis meselesi tartışma konusu oldu.

Sistemin, Meclis’in denetim gücünü zayıflattığı, kuvvetler ayrılığını büyük ölçüde etkisizleştirdiği yönündeki eleştiriler sürüyor. Türkiye’nin demokrasi yolculuğu, Meclis’in varlığı ve gücüyle doğru orantılı olarak ilerleyebilir. Önümüzdeki seçimlerin temel meselelerinden birini de Meclis’in önemi ve demokrasideki yeri oluşturacak.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder