Füze çalışmalarına kaldığımız yerden devam!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Uzay Programı Tanıtım Toplantısı’nda “2023 yılı sonunda kendi milli ve özgün hibrit roketimizle Ay’a ulaşacağız” dedi. Sayın Cumhurbaşkanı bunları söylerken, aklıma başka bir şey geldi. Şimdi size muhtemelen daha önce duymadığınız bir isimden, Kirkor Divarcı’dan söz edeceğim. 1959 yılında, Bandırma’da lise öğrencileri tarafından, daha önce Türkiye’de benzeri görülmeyen bir kulüp, “Bandırma Füze Kulubü” kurulur. Kulübe katılanların sayısı her geçen gün artar, kız öğrenciler de kulübe üye olur. Üniversite öğrencilerinden hatta akademisyenlerden de kulübe katılanlar olur. Hesap kitap işleri çok geçmeden yerini pratik denemelere bırakır. Kulüp üyelerine füze yapmak için parça bulabilecekleri birkaç hurdalık gösterilir.

Tüm olumsuz koşullara rağmen, gençler her şeyi göze alır ve yollarından dönmezler. Üstelik aralarında her şeyden vazgeçecek kadar kararlı olanlar da vardır. Bandırma Füze Kulübü’nün çalışmalarına İstanbul’dan katılan Kirkor Divarcı, bu uğurda pek çok değerli şeyi elinin tersiyle iter. Divarcı, evlenmek için biriktirdiği 400 liranın tamamını füze için harcar.

Projesini, İstanbul Teknik Üniversitesi'ne onaylatan Divarcı, üzerinde ay yıldız olan 'Marmara-I' adını verdiği füzesinin prototipini Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sunar. Marmara-I, Türkiye’nin 19 Eylül 1962 yılında Ümraniye’den fırlattığı ilk füze olur. Füzenin boyu 1 metre 33 cm, ağırlığı 1 kilo 500 gramdır. Türkiye’nin ilk füze fırlatma denemesi başarı ile sonuçlanır. Bu başarı, füze çalışmalarını sürdürenlere cesaret verir.

Kirkor Divarcı, bu çalışmadan sonra bir füze daha fırlatır. Bu füze denemesi de başarılı olur. Yeni füzeye ‘Marmara-II’ adı verilir. Meyvesini veren çalışmalar, Bandırma Füze Kulübü'nün İstanbul ve Ankara’da şubeler açmasına neden olur. Kulüp, gökyüzüne sürekli füze göndermeye başlar. Marmara-II’yi ‘Hürriyet-I’ ve ‘Hürriyet-II’ isimli roketler izler. Peş peşe yapılan heyecan verici denemelere üniversitelerin yanı sıra, Hava Kuvvetleri Komutanlığı da destek verir. Böylece çıta biraz daha yükseltilir.

İlk zamanlarda kendileriyle alay edilen füze gönüllüleri, çok kısa bir sürede uzaya içinde canlı olan bir roket gönderme aşamasına gelecek kadar işleri ilerletir. Ne var ki işler bu noktadan sonra planlandığı gibi gitmez. Görünmeyen bir el, füze çalışması yapanlara ‘buraya kadar’ der.

Destek olan kurumlar bir anda geri çekilir, deneme alanları kapatılır. Kirkor Divarcı’nın Üsküdar’daki evinde sebebi anlaşılmayan yangın çıkar ve üzerinde çalıştığı tüm projeler, evle birlikte kül olur. Bandırma’daki füze kulübüyle birlikte diğer şubeler de sessiz sedasız kapanır. Sevindiğim husus, 1962’de son bulan bu çalışmaların gecikmeli de olsa devam edecek olmasıdır.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder