Suna Akyıldız

23 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Bravo Tan

Konser sezonu nihayet başladı. Yakın çevremde sorulan özellikle iki isim var. Tan ve Yıldız Tilbe. Sorulma nedenleri ise konserlerine bilet bulunamaması... Neredeyse bu iki ismin tüm konserleri dolu geçiyor. Her hafta onlarla ilgili en az 2-3 telefon alıyorum “Bilet nasıl bulabilirim, yeter ki bulayım parası mühim değil” diye. Artık şu duruma geldim; “Tan ve Yıldız Tilbe’yi lütfen bana sormayın”. Tan’ın hele neredeyse konser vermediği gün yok. Yıldız Tilbe ise “Üst üste bu kadar konser veremem yorulurum” diyerek birçoğunu istemiyor. Özellikle Tan, gençlerin vazgeçilmezi.

Emin adımlarla Tarkan’ın koltuğuna oturmuş durumda. Şu an Türkiye turnesinde. 30 şehir dolaşacak. Cidden helal olsun. Kavgasız gürültüsüz, sansasyonsuz, özel hayatını bu kadar muhafaza edip sadece işiyle gündemde kalmak büyük başarı. Tan’ı neredeyse 20 yıldır tanırım. Çizgisinden gram şaşmadı. Ego ve kibir desen sıfır. Çok emek verdi ve nihayet zirvede yerini aldı. Tek eleştirim iç karartan siyah kıyafetlerine. Keşke bir imaj danışmanı ile çalışsa.

ÖRNEK OLSUN

Bayılıyorum Demet Evgar’a... Hem oyunculuğuna, hem de hayattaki duruşuna. 6 aylık hamile olan Evgar, yakında kızı Mavi’yi kucağına alacak. Geçenlerde o çok popüler olan ve birçok anne adayının doğum öncesi düzenlediği baby shower partisi yerine geçmişi Anadolu kültürüne uzanan ‘anneliğe geçiş kutlaması’ yaptı.

Arkadaşlarıyla ellerinde çiçekler Mavi bebek için dualar okuyup birlikte şarkılar söylediler. Gelen konuklar pahalı marka hediyeler almak yerine kendi elleriyle ürettikleri şeyleri hediye olarak getirdiler. Meğer ne güzel geleneklerimiz varmış unuttuğumuz. Demet Evgar, anneliğe geçiş partisiyle kalmadı geçen hafta da yine evinin bahçesinde ‘kına gecesi’ düzenledi. Oldukça renkli ve bir o kadar da samimiydi. Şimdi Demet’ten Mavi doğduğunda bebeklerin ilk dişleri çıktığında yapılan ‘diş buğdayı’ partisi bekliyoruz. Umarım Demet Evgar’ın bizlere hatırlattığı bu güzel gelenekler sadece onunla kalmaz. Belki genç nesle de ilham olur.

AMACI NE?

Özcan Deniz’in boşandığı Feyza Aktan’a velayet sürecinde köşemden en çok destek verenlerden biriyim. Çünkü bir çocuğun yeri kesinlikle annesinin yanıdır. Anneden koparılmak istenmesi de acımasızlıktır. O süreçte sadece ben değil, birçok basın mensubu arkadaşım da aynı şeyi düşünüp Feyza’ya inanılmaz destek verdi. Feyza’nın da süreç boyunca gazetecilerle iletişimi şahaneydi. Yargı da velayetin annede kalmasına hükmetti. Her şey Feyza’nın istediği gibiydi. Fakat geçen hafta yaptığı açıklamaları izleyince adeta şok oldum.

Kendisiyle ilgili olumsuz haberleri Özcan Deniz’in muhabirleri yönlendirerek yaptırdığını iddia etti. Kaldı ki yaşadığı o zor süreçte çocuğu için mücadele veren Feyza’ya herkes destekti. Şimdilerde ise Feyza kendisine yapılmasını istemediği şeyi evladının babasına yaptı. Oğlu Kuzey’i alarak Antalya’ya yerleşti. Nasıl bir çocuğu anneden ayırmak vicdansızlıksa, babadan ayırıp kilometrelerce uzağa götürmek de aynı şey. Feyza yüzlerce kez parayla pulla işi olmadığını söyledi. Acaba bu kadar uzağa gitmesinin nedeni Özcan Deniz’in bir süre önce nişanlandığı Samar Dadgar ile boy boy fotoğraflarının çıkması, evlilik planları yapması olabilir mi?

16 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

İhanet en yüzsüzü

Son bir haftadır Cem Belevi’nin İrem Derici’yi aldatma haberleri üzerine neredeyse yazılmayan kalmadı. İhanetin en yüzsüz halini hep birlikte izledik. Biz ne kadar yorum yaparsak yapalım İrem Derici’nin yaşadığı hayal kırıklığını düşününce çok zor olsa gerek. Tam bunları yazarken İrem’in çok yakın bir arkadaşı aradı.

Dayanamadım ihaneti nasıl öğrendiğini, gerçekten Cem Belevi’nin ikinci bir telefonunun olup olmadığını sordum, aynen şunları söyledi: “Öyle Cem’in yazıldığı gibi ikinci bir telefonu olduğu doğru değil. Varsa da İrem öyle öğrenmedi. İrem’i Cem’in birlikte olduğu Nergis Nesrullayeva’nın arkadaşı uyardı. Hatta yazışmaları o attı”.

İrem, mesajları okuyunca uzun süre kendine gelememiş. Söylenenlere göre de ilişki daha başlamadan İrem’i birçok arkadaşı uyarmış. Yani Cem Belevi’nin vukuatları yeni değil. Ne kadar uyarılmış olursanız olun, bazen gönül ferman dinlemez tıpkı İrem’de olduğu gibi. İrem zamanla yaralarını sarar mı sarar.

Ama bundan sonra hayatına girecek bir adama güvenebilir mi orası meçhul. Yaşadığının şokuyla hep güvensiz devam edecek. Bu arada durum Cem Belevi için farklı mı? Sanmam, onun da hayatına kim girerse girsin hep ‘Acaba beni aldatır mı?’ diye şüphe ile ilişkisini devam ettirip Cem’in hayatını sürekli kontrol edecek.

MALİ’YE BOYKOT

Mehmet Ali Erbil yaptığı sözde esprilerle hepimize itici gelmeye başladı. Çoğumuz hastalığına verdik ama huylu huyundan maalesef vazgeçmiyor. Son olarak Melike Öcalan’a söylediği ‘Güzelleşmişsin sen.

Elimi değdirdiklerim meşhur oluyor ama sana değdiremedim’ sözleri hâlâ kulaklarımda. Mehmet Ali Erbil’in yıllarca yaptığı sulu ve seviyesiz sözde esprileri, edepsizlikleri ‘Mehmet Ali’dir ne yapsa yeridir’ hoşgörüsüyle meşrulaştırıldı. Edepten dem vuranlar, edepsizliğe güler oldu. Asıl acıklı tarafı ise sahnede bu sözler üzerine Melike Öcalan ne yapacağını şaşırırken, Mehmet Ali Erbil’in yanında duran beyefendilerin de bu iğrenç tacize gülmeleri oldu.

Sevgili Melike Öcalan “Mehmet Ali Erbil’in bana karşı söylediği sözler, utanç duyduğum en kötü andı” demiş. Sevgili Melikecim sakın sen utanma. Utanacak birileri varsa o da sana o iğrenç sözleri sarfeden Mehmet Ali Erbil ve onun bu sözlerine gülenlerdir. Keşke tüm kadınlar tek bir yumruk olsa ve Mehmet Ali Erbil’i olduğu hiçbir organizasyona katılmasa. Mehmet Ali Erbil’in bu yaptıkları da yanına kâr kalmasa.

09 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Aileler dikkat!

Pedofili son yıllarda kanayan en büyük yaramız. Keşke elimde gizli bir güç olsa da tüm çocukları bu sapıklardan koruyup saklayabilsem. Maalesef çocuk fotoğraflarından bile tahrik olan binlerce sapıkla iç içe yaşıyoruz. Sosyal medyada çocuklarının iç çamaşırlı, bikinili pozlarını paylaşan anne babaları gördükçe sinirden deliriyorum. Kimse kusura bakmasın kendi fotoğraflarınızı istediğiniz gibi teşhir edebilirsiniz ama savunmasız kendi kararlarını kendi veremeyen çocuklarınızı teşhir edemezsiniz. Keşke sosyal medya bunun için önlem alsa da iç çamaşırlı, bikinili çocuk fotoğraflarını anında yayından kaldırsa.

Bunca sapığın kirli zihniyetinden çocuklarımızı uzak tutsa. Geçenlerde ünlü bir oyuncumuzun piknikte kızıyla çektirdiği fotoğrafa denk geldim. Kendimi mesaj atmamak için zor tuttum. Takipçileri de benim gibi düşünmüş olmalı ki özellikle birçok kadın fotoğrafı silmesi için adeta yalvarmış. Kısa bir süre sonra hesabına tekrar baktığımda fotoğrafı sildiğini görüp rahatladım. Çocukların da bizlerin olduğu gibi bir mahremiyeti olduğunu ve bunu kirli zihniyetlerden koruyup saklamanın da bizim sorumluluğumuz olduğunu unutmamak gerek.

TEKLİF ÇOK AMA...

Türkiye’nin en stil sahibi kadınları kim deseler; tartışmasız Nebahat Çehre ve Ajda Pekkan’dır derim. Yıllara meydan okuyan güzellikleri ve stilleriyle adeta genç kızlara taş çıkartıyorlar. Hele bitmek bilmeyen enerjileri ayakta alkışlanır. Ajda Pekkan pandeminin bitmesiyle sahnelerin tozunu attırıyor. Nebahat Çehre’ye gelince; içine sinen bir iş olmadığı için birçok teklifi geri çeviriyor.

Hatta 5 sezondur ekranlarda olan ‘Yasak Elma’ dizisinden çok teklif almış ama ikna edilememiş. Geçenlerde kendisini Nişantaşı’nda alışveriş yaparken gören muhabirlere Kanal D’nin reyting rekortmeni dizisi Yargı’yı çok beğendiğini, kaçırmadan izlediğini söylemiş. Bunları duyunca içimden “Keşke bir sürpriz yapsa, Yargı’da oynasa” diye geçirmedim dersem yalan olur. Eminim Nebahat Çehre’yi ekranda görmeyi özleyen binlerce hayranı vardır. Buradan dizinin senaristi sevgili Sema Ergenekon’a duyurayım istedim.

HASTA ÇOCUĞA 2 MİLYON TL

Harbiye kapılarını 6 Mayıs’ta Nazım’ın Şarkıları-Zuhal Olcay konseriyle açtı. En sevdiğim şairlerden biridir Nazım Hikmet. Hele onun eserlerini Zuhal Olcay’dan dinlemek şahaneydi. Konser sırasında Yıldız Tilbe’nin yakın bir dostuyla karşılaştım. Yıldız’ın sokak köpekleriyle ilgili ‘Zehirli et verin gebersinler’ sözlerinden sonra kendisine yazdığım yazıyı çok ağır bulduğunu, sokak köpeğinin saldırdığı küçük kız çocuğunun ölümünden sonra üzüntüsünden duygularını yanlış ifade ettiğini söyledi. Hatta ‘Sende Yıldız’ın ne kadar çok hayvan sevdiğini bilirsin’ diyerek bana sitem etti.

Evinde birçok kediye baktığını, yaralı sokak hayvanlarının veteriner masraflarını cebinden karşıladığını biliyorum. Benim Yıldız’a sitemim sosyal medyada kendisini takip eden 4 milyon takipçisini galeyana getirmesiydi. Kaldı ki masum hayvanlara bile zarar veren binlerce ruh hastasının olmasıydı. Söz döndü dolaştı ve bombayı patlattı. Yıldız Tilbe’nin geçenlerde bir kız çocuğunun 2 milyonu bulan ameliyat masrafını gözünü kırpmadan ödediğini söyledi. Duyunca şaşırdım mı? Hayır. Yıldız Tilbe bu yapar mı yapar. Gece yarısı cami çıkışı yaşlılara para dağıttığını duymuştum. Ne kadar duygularını yanlış ifade edip hayvanseverleri üzse de böyle de güzel bir kalbi var işte.

02 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Ölümden dönmüş

Kanal D’nin reyting rekortmeni dizisi Camdaki Kız’ı başladığı günden beri kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Kaçırdığım günlerde ise internetten kaldığım yerden devam ediyorum. Son birkaç haftadır evin annesi ‘Gülcinal’i oynayan Devrim Yakut’u göremeyince COVID-19 olduğunu, diziye ara vermek zorunda kaldığını sandım.

Senaryo gereği Van’da yaşayan hasta amcasının yanına gitmişti. İki hafta üst üste dönmeyince beni de merak sardı. Çünkü Devrim Yakut dizinin olmazsa olmazı. Biraz araştırdım, öğrendim ki meğer ölümden dönmüş.

Beynine pıhtı atmış ve uzun zaman hastanede yatmış. Çok zorlu bir süreç geçirmiş, nihayet sağlığına kavuşmuş. Dizideki rol arkadaşları bu süreçte bir an olsun oyuncuyu yalnız bırakmamış. Geçen bölüm diziye dönen Devrim Yakut’a çok geçmiş olsun.

KONUŞAN MI ÇALIŞAN MI?

Çok konuşuluyorsan demek ki birilerini rahatsız ediyorsun. Son ayların bana göre en çok konuşulanları; Gülşen ve Aleyna Tilki. Kafamı nereye çevirsem, onlar. Ünlüler dünyasında ise Gülşen ile Aleyna’yı topa tutmak pek moda.

İki kadın şarkıcı ise kimseye cevap vermiyor. Zaten cevap vermeye kalksalar yetişmeleri mümkün değil. Sadece işlerini yapıp şarkı söylüyorlar. Bu arada da para basıyorlar. Aleyna Tilki şimdiden hem bir dondurma markasıyla hem de tekstil firmasıyla anlaşmasını yapmış, 7 milyon TL’ye el sıkışmış bile.

Gülşen’e gelince bayramda ve sonrasında yoğun bir konser trafiğine başlayacakmış. Sadece mayıs ayında 24 konser verecek olan Gülşen’in eylül sonuna kadar şimdiden 100 konseri okeylenmiş.

Yılbaşı için bile anlaşma yapıp avansını almış. Yakında da anlaştığı büyük bir firmanın reklam kampanyası başlayacakmış. O yüzden çok konuşmak, sataşmak yerine işine bakmak her zaman daha kârlı.

25 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Hayko'ya alkış

Çok severim Ramazan ayını, birlikte oturulan kalabalık iftar sofralarını. Ramazan’ın bitmesine sayılı günler kaldı. Neredeyse son on gündür sosyal medyada en çok paylaşılan Ermeni kökenli sanatçı Hayko Cepkin’in sözleri oldu. Din, dil ayrımı yapmadan, ötekileştirmeden, kardeşce yaşanabileceğini kendi yaşantısından örnek vererek şu sözlerle özetlemiş Hayko: “Dershaneye gittiğim zaman arkadaşlarım oruç tutardı, ben de arkadaşlarımın nefsine zarar vermeyeyim diye onlarla aç açına otururdum. Paskalya Bayramı olduğunda da okula yumurta getirirdim, arkadaşlarımla beraber kırardık. Ben sevmediğim için yemezdim, Müslüman arkadaşlarım yerdi. Bu renklerin kıymetini bilmemiz lazım.” Keşke bu hoşgörü ve inceliği hayatımızın her alanına taşıyabilsek. Birbirimizin yaşamlarına gereken saygıyı gösterebilsek. Kim bilir dünya ne kadar güzel bir yer olurdu. Çok yaşa Hayko ve anlatmaya devam et lütfen.

BU KADAR DA OLMAZ

Son beş yıldır şarkıcı kimliğinin önüne ‘ölüm meleği’ yakıştırmasını da ekleyen Onur Akay, şöhretler dünyasının korkulu rüyası oldu. Keşke yaptığı açıklamalar yerine sesiyle gündeme gelse. Onur Akay’ı yıllardır tanırım. Sesi çok güzeldir. Bir Bülent Ersoy taklidi yapar gerçeğinden ayıramazsınız. Fakat nedense o sesiyle gündeme gelmek yerine kulaktan dolma yalan haberler için çabalıyor. Açıklamalarını ciddiye alıp sadece daha fazla okunabilmek için haber yapan siteler fazla. Son olarak da Kadir Doğulu’nun bir dönem ‘Aşkın Tarifi’ dizisinde rol aldığı Serra Arıtürk ile imam nikahı yaptığını iddia etti. Tüm siteler Onur’u ciddiye alıp açıklamasına yer verdi. Şuursuzca söylenen her haberi alıp sayfada paylaşmak sosyal medya kirliliği değilse nedir? Bir deli bir kuyuya taş atıyor, siteler de ciddiye alıp bunu haber yapıyor. İnsan okurken bile ‘Bu kadar da olmaz’ diyor. Kadir Doğulu ne kadar bu imam nikahı haberine gülüp geçse de, keşke Onur Akay’ın bir düğmesi olsa da biri basıp kapatsa.

‘DEĞMEZ’MİŞ!

Uzun zamandır üzerinde çalışılan Serdar Ortaç’ın ‘Best Of’ albümü geçtiğimiz hafta çıktı. Albümde Demet Akalın, Sakiler, Merve Özbey, Derya Uluğ, Mustafa Ceceli gibi birçok isim var. Şarkıların çoğunu dinledim, hepsi şahane okumuş. Bu albümde Serdar Ortaç’ın 6 ay önce ayrıldığı Seçil Gür’ün de ‘Değmez’ şarkısını okuduğunu duymuştum. Seçil’i göremeyince hemen arayıp albümde niye olmadığını sordum. Aynen şunları dedi: “Evet şarkıyı okudum. Fakat öküz öldü, ortaklık bozuldu. Kırıldım ama canları sağolsun. Yeter ki Serdar sağlıklı olsun.” Aşk bitti diye yapılan işi rafa kaldırmak biraz ayıp olmuş. Serdar her ne kadar yakın çevresine “Ben değil Ozan Çolakoğlu karar verdi” deyip işin içinden sıyrılmak istese de sonuçta kendi şarkısı. En azından yaşanmışlığın hatrına ağırlığını koyabilirdi. Serdar’ın bir an önce Seçil’in gönlünü alması, en azından 2. albüme Seçil’in okuduğu ‘Değmez’ şarkısını koyması çok şık bir davranış olur.

‘EĞRETİ ERKEKLER’ ÇOK KONUŞULACAK

Yazar Şükran Kozalı’nın aynı romanından uyarlanan ‘Eğreti Gelinler’i 2004’te Atıf Yılmaz beyaz perdeye taşımıştı. Bu film Atıf Yılmaz’ın da son filmi olmuştu. Başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Onur Ünsal’ın oynadığı filmin Kastamonu’daki çekimlerine ben de gitmiş oyuncularla röportaj yapmıştım. Bu roman ünlü yazar Şükran Kozalı’nın Denizli’de yaşayan büyük dayısının hikayesiydi. Filmi de orada çekmek istemişler fakat Denizliler ‘Bizim geleneklerimizde böyle bir şey yoktur’ diyerek tepki gösterince seti Kastamonu’ya taşımışlardı. Ve film gösterime girdiğinde baya bir ilgi görmüştü. Geçenlerde sevgili Şükran Kozalı aradı. Şimdi de ‘Eğreti Erkekleri’ yazdığı romanının bitmek üzere olduğunu söyledi. Bu hikayenin de gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazdığını anlattı. Yine çok ses getirecek bir işe imza atmış. Ama şimdi hikayeyi yazıp büyüsünü bozmayayım. Dijital platformlar için bulunmaz bir öykü çıkmış ortaya. Çekilirse yine büyük ses getireceği kesin gibi görünüyor.

18 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Afiş krizi

Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Şimdiden birçok ünlünün de bayram programları belli oldu. Özellikle Kıbrıs ve Bodrum için rezervasyonlar bile önceden yapıldı. Hülya Avşar ve Gülben Ergen bayramda Bodrum’da Azka Otel’de sahneye çıkacak ünlüler arasında. İki ünlü yıllardır yan yana gelmemek için büyük özen gösterirken aynı otelde sahne almalarına şaşırmadım dersem yalan olur. Hülya Avşar yan yana getirilmediği sürece bu tarz şeylere çok takılan bir kadın değildir. Kimsenin ekmeğine de mani olmaz. Kulağıma gelen ise otel bayram afişleri hazırlatırken bayram boyunca sahneye çıkacak olan Hülya Avşar, Özcan Deniz, Gülşen, Funda Arar, Kubat ve Gülben Ergen’i reklam için tek afişte toplamak istemiş. Fakat yine olan olmuş Hülya Avşar ve Gülben Ergen afişte bile yan yana gelmek istememiş. Bunun üzerine toplu afiş iptal olurken otel tanıtım için sanatçılarına tek tek afiş yaptırmak zorunda kalmış.

NURGÜL HAKLI

Nurgül Yeşilçay -Cem Özer evliliği biteli neredeyse 12 yıl oldu. Fakat ne zaman bir Cem Özer açıklamasına denk gelsem konu dönüp dolaşıp Nurgül Yeşilçay’a geliyor. Cem Özer bu sefer de eski eşinin 4 yıldır birlikte olduğu yapımcı nişanlısı Necati Kocabay ile ilgili açıklama yapmış. Nurgül’e çok iyi geldiğini kendisiyle tanışmak istediğini söylemiş. Hadi oğulları Osman Nejat’ın psikolojisi için desem Nejat şu an 16 yaşında ve 2 yıldır Londra’da okuyor. Gördüğümüz kadarıyla da ikili gayet iyi anlaşıyorlar. Bu gereksiz samimi olma isteğini anlamış değilim. Gerçi bize söz kalmadan Nurgül Yeşilçay da gerekeni söylemiş ‘Durduk yere eski kocayla görüşmenin pek bir manası yok, her dakika görüşürsen eski koca olmaz” diye. Boşanan çiftlerin çocuklarının psikolojileri için konuşmaları normal fakat hayatlarındaki insanlarla tanışıp kaynaşmaya çalışmayı bir türlü çözebilmiş değilim. Nurgül’ün de dediği gibi bazı şeyler geçmişte bırakıldıysa orada da kalmalı.

HASTANEDE KUTLAMA

Doğumlarda, ölümlerde evde ziyaret edip acısını, mutluluğunu paylaşmak adetlerimizden. Şu sıralar özellikle doğum yapan ünlüler arasında yeni bir akım başladı. Tebrik ziyaretlerini aileden veya akraba değilse hastanede kabul edip bitiriyorlar. Geçtiğimiz hafta Kıvanç Tatlıtuğ ve Başak Dizer’in bebekleri Kurt dünyaya geldi. Kaldıkları hastane ziyaretçi akınına uğradı. Çift gelmek isteyenleri geri çevirmemek için hastanede kalma süresini biraz uzatmış. Tebrik faslını hastanede bitirip evlerine gitmek istemişler. Haklılar. Hastane ziyareti ev ziyaretine benzemez kısa olur. Sosyal mesafe kuralına uyarak açtırdıkları özel odada hem gelen konukları ağırlayıp hem de tebrikeri kabul etmişler.

ÇILDIRTAN TRANSFER

Geçenlerde yakın bir arkadaşımla buluştum. Söz döndü dolaştı modacılara geldi. İsim vermeden anlatacağım ki anlatan da zor durumda kalmasın. Rahmetli Nur Yerlitaş’ın vefatı, Yıldırım Mayruk’un artık işi bırakıp Kıbrıs’a yerleşmesi, Canan Yaka’nın artık ünlü isimlerle çalışmak istememesinden sonra genç modacılar arasında da rekabet başladı. Ama öyle en iyi elbiseyi ben yapayım rekabetinden çok en iyi ekip bende rekabeti başladı. Neyse gelelim haberimize; eskiden transfer futbolcularda olurdu, şimdilerde buna bir de nakışçılar, kasnakçılar eklendi. Moda dünyasına ünlülerle yakın arkadaşlık kurup, bedava elbise dikerek hızlı bir giriş yapan modacımız, tarzı ve yaptırdığı estetiklerle sık sık gündeme gelen diğer bir modacımızın tatile gitmesini fırsat bilip ekibini iki kat maaş vererek transfer etmiş. Hatta söylenene göre transfer ettiği nakışçısının altına bir de şoförlü araç tahsis etmiş. Tatil dönüşü ekibinin transferi karşısında güzel modacımız büyük şoka girmiş. Kızılca kıyamet kopmuş ama iş işten çoktan geçmiş.

11 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Tarihe not

Yüzümüzü güldüren kim varsa, pamuklara sarıp sarmalı hatta mümkünse üzerlerine toz bile kondurmamalı. Geçenlerde Yılmaz Erdoğan’ın 20 yıl aradan sonra kaleme aldığı, Demet Akbağ’ın 15 yıl sonra sahneye çıktığı ‘Aydınlıkevler’in galası vardı. Oyunu henüz izlemeye gidemedim. Yakında izleyip yorumlarımı da yazacağım. Ama kiminle konuşsam öve öve bitiremedi. Zaten Yılmaz Erdoğan oyunculuğunun yanında kalemini de çok sevdiğim yazarlardan biridir. Kötü bir şey çıkmasına imkan bile vermiyorum. Gelelim galaya, son dönemde gördüğüm en renkli gala idi. Adeta şampiyonlar ligi gibiydi. Kimler yoktu ki. Ama galanın en efsane karesi Cem Yılmaz, Ata Demirer, Metin Akpınar ve Yılmaz Erdoğan’ın bir arada olduğu kareydi. Türkiye’nin yüzünü güldüren, milyonları peşinden sürükleyen isimler ilk kez aynı karenin içindeydi. Metin Akpınar röportaj yaparken Ata Demirer ve Cem Yılmaz yerlerine oturmak için röportajın bitmesini bile bekledi. Ustaya saygıda kimse kusur etmedi. Keşke hepsini daha sık birarada görme imkanımız olsa ya da ortak bir projede birlikte yer alsalar. Ne güzel olurdu.

DİYARBAKIR ÇIKARMASI

İki haftadır üst üste Diyarbakır ile ilgili bültenler gelmeye başladı. İlki 10- 14 Mayıs’ta Diyarbakır Stadyumu’nda gerçekleşecek Kenan Doğulu, Mabel Matiz, Buray, Duman, Mor ve Ötesi gibi isimlerin yer alacağı bahar konserleri. Bir başka bültende ise Dosso Dossi ’nin yine mayısta Diyarbakır’ın tarihi yerlerinde gerçekleşecek fotoğraf çekimleri ve bir çok ünlü mankenin katılacağı defile. Özellikle doğu ve güneydoğuda gerçekleşen konser, etkinlik ve festival haberlerine çok mutlu oluyorum. Keşke bunlar daha da çoğalsa Türkiye’nin her bir noktasına yayılsa. Sanatın ve sanatçının olduğu her yer dünyayı daha yaşanabilir hale getirir. Büyük firmaların bu tarz organizasyonlara sponsor olması, organizatörlerin de etkinlik takvimlerini genişletmesi, birçok şehirde konserler düzenlemesi şart.

NE ALAKA

Işın Karaca, Türkiye’nin en güçlü kadın vokallerinden biri. Fakat son haftalarda gündemi şarkılarından çok Gülşen’in sahne kıyafetleri ve onda bıraktığı derin izler. Yine bir açıklama yapmış ve “Gülşen’i severim ama sahne adabı olmalı. Beyonce’nin sahne şovunda sanat var, Gülşen’in sahne şovu ise çok kalitesiz duruyor. Böyle olunca da annelik tarafım devreye giriyor” demiş. Kıyafetlerini, danslarını beğenmezsin anlarım ama anneliğini nasıl etkilediğini anlamış değilim. Eğer kızı Mia’nın etkilenmesinden korkuyorsa ne Beyonce ne de Gülşen’i izlettirmemeli. Çünkü bir söylediği diğerini desteklemeli. Beyonce alkışlarken, Gülşen’i eleştirmesi komik oluyor. Beğenmezsen izlemezsin, izlettirmezsin. Ama çıkıp da hem Gülşen’i çok sevdiğini söyleyip, sonra da kalitesiz demek aynı işi yaptığın bir kadın sanatçıya ayıp olmuyor mu? Madem sahne şovlarında annelik tarafın devreye giriyor, o zaman onun da bir anne, bir eş, bir evlat ve bir sanatçı olduğunu hatırlamak gerek.

SEÇİL İDDİALI GELİYOR

Seçil Gür’ün adını ne kadar Serdar Ortaç ile yaşadığı aşk haberleriyle duysak da sesinin güzelliği birçoğumuzu şaşkına çevirdi. Story’sine ise ne zaman girsem inanılmaz güzel Sezen Aksu şarkılarına denk geliyorum. Herkesin harcı değil canlı şarkı söylemek. Çıktığı programlarda canlı okuması istendiğinde asla geri çevirmiyor ve okuyor. Bunda tabii yıllarca birçok gece kulübünde sahneye çıkmasının da etkisi var, oldukça tecrübeli. Son şarkısı ‘Meczup’a bayıldım. 7 şarkılık albümünde neredeyse hiç boş yok. Gümbür gümbür geliyor. Uzun vadede iyi bir ekiple muhteşem işlere imza atacağı belli. Bu arada sayısız gün yüzü görmemiş bir sürü şarkısı da varmış. Ortak bir arkadaşımız bir şarkısını gönderdi, inanamadım. Çok başarılı. Aynı isimlerden şarkı alabilmek için birbirleriyle yarışan ünlülere benden küçük bir tüyo, Seçil’de yüzlerce şarkı varmış. Özellikle Ajda Pekkan ve Demet Akalın, şarkının kokusunu yüz metre öteden alır, buraya şu yazıyı bırakıyorum. Gerisi onlara kalmış.

04 Nisan 2022, Pazartesi 07:00

Ölümsüz olmak...

Geçtiğimiz hafta Türk Sineması’nın efsane ismi Cüneyt Arkın’ın evindeydim. Hem yeni kitabı ‘Benim Kahramanım Türk Halkı’nı imzalatmak hem de kitapta merak ettiklerimi sormak için. 84 yaşındaki usta oyuncu sohbet boyunca yaptığı espriler ve anlattığı anılarıyla hepimizi kendine bir kez daha hayran bıraktı.

Koca bir ömür 151 sayfadan oluşan kitaba sığdırılmaya çalışılsa da keyifle okunacak bir kitap çıkmış ortaya. Başrolünü oynadığı 300’ün üzerinde film çekmek, yıllarca zirvede kalabilmek nesilden nesile bu filmleri izletebilmek gerçekten inanılmaz. İşte ölümsüzlük bu olsa gerek...

Eşi Betül Arkın’ı tanıyınca da bu başarının kaynağı çıkıyor ortaya. Her koşulda sevmiş, sahiplenmiş, yıllarca süren alkol sorununda bile pes etmeden yanında yürümeye devam etmiş. Betül abla “Bugün olsa bu kadar sabredebilir miydim bilmiyorum. Ama onsuz da bir hayat hiç düşünmedim” diyor tüm bunları konuşurken. Cüneyt Arkın hemen “Ölüm korkutmuyor, Betül’ün ölümünü görmek korkutuyor. Ondan önce ölmek istiyorum.” diyerek söze giriyor.

İnanılmaz bir hayat tecrübesi ve deneyim. 56 yıl dile kolay yarım asırı devirmişler birlikte. Cüneyt Arkın konuşurken bile gözleri “Bebek” diye seslendiği eşi Betül Arkın’ı arıyor. Bir ara yorulup odasına gittiğinde hemen Betül ablaya “Tamam alkolü bir şekilde atlatmışsınız, ya şöhretin zirvesinde, tüm kadınlar peşindeyken nasıl dayanabildiniz?” diye soruyorum “Çok zordu.

Çoğu da evli kadınlardı. O yüzden beni yanından hiç ayırmak istemezdi. Kuaföre giderdim, ne zaman geleceksin hadi gel diye arardı. Ben kavga etmem, yüzümü asardım o ne yapar eder gönlümü alırdı” dedi. Belki de uzun ilişkilerin getirdiği başarının sırrı da budur.

YAKIŞTI MI?

Türkiye genelinde birçok ilde çiğ köfte ve lahmacun işletmesi bulunan İbrahim Tatlıses, geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı yaptı ve bu işletmelerin sayısını bine çıkaracağını söyledi. Buraya kadar her şey normaldi fakat son dönemde şöhretleri yurtdışına kadar uzanan Nusret ve CZN Burak’ı hedef alarak “İnsanlara çamur satıyorlar, benim sayemde piyasaya çıktılar” açıklamaları ise ticari rekabete uymadı.

İbrahim Tatlıses bu açıklamayı yaptı diye kimsenin gittikleri mekanları terk edip İbrahim Tatlıses’in lokantalarına koşacağını sanmıyorum. Kim nerede isterse orada yemeğini yer. Kendi işletmelerine müşteri çekmek için karalama kampanyası yapmak, adının önünde ‘İmparator’ yakıştırması olan bir sanatçıya yakışmadı.