Kentsel dönüşüm muamması

14 Ocak 2014, Salı 05:00
AA

Daire sahibi olduğum bina 33 senelik. büyük depremden sonra özel yaptırdığımız incelemede iki profesör ‘Bina hasarsızdır, depreme dayanıklıdır’ raporu vermişti. Şimdi ise kentsel dönüşüm nedeni ile binadaki bazı kişiler binanın yıkılması için faaliyet gösteriyor. Ben ise yıkılıp yeniden yapılacak binadan daha karlı çıkacağımıza inanmıyorum. Ancak konuştuğu kişiler, dayanıksız raporu alınırsa ve üçte iki karar verirse bina yıkılır diyor. Ne yapacağımızı şaşırdık, ne yapabiliriz yıkımı önlemek için? R.T.

Size kentsel dönüşüm konusunda doğruyu net bir biçimde söyleyecek birinin bulunabileceğini pek zannetmiyorum. 43 senelik hukukçuyum, ilgili yasa masamın üzerine tünedi, her an karşımda, o bana bakıyor ben ona bakıyorum, içinden çıkılır gibi değil. Bir kere hükümleri, mülkiyet hakkına aykırı, ikincisi hukuk kurallarına aykırı.

[[HAFTAYA]]

Üçüncüsü dediğini anlamak mümkün değil. Bunlara birer örnek vereyim. Depreme hassas bölgeler bu yasa kapsamında, dayanıksız binalar bu yasa kapsamında, dayanıklı olmasına rağmen dayanıksızların yanında bulunanlar da bu kapsamda. Demek ki mesele dayanıksız binaları dayanıklı hale getirmek değil yeni mahalleler yaratmak. Bu mülkiyet hakkına tecavüz. Hukuk kurallarına aykırı, zira bu işlemler nedeni ile idari dava açtığınızda yürütmenin durdurulması talebinde bulunamıyorsunuz. Yani haklı görünseniz dahi, dava yürüyor olacak, belki sonunda haklı bulunacaksınız ama eviniz bu arada elden gidecek. Peki ev gittikten sonra davayı kazansanız ne olur, kazanmasanız ne olur?


Onun için hukuk kurallarına aykırı. Sonra dediğini anlamak mümkün değil. Kanunun üçüncü maddesinde, dayanıksız raporu almak için maliklerin müracaatı aranıyor. Malik demek malın sahibi demek. Kat mülkiyetinde malın sahibi tüm kat malikleridir. Ancak size söylendiği gibi üçte iki ile her işlem yapılabiliyor diye yaygınlaştı ama dayanıksızlığı belgelemek için bir kişinin müracaatı yeterli görülüyor. Peki o halde üçte iki nereden geliyor? Bu oran kanunun 6’ncı maddesinden geliyor. Bina yıkılıp da gayrimenkul arsa haline dönüştükten sonra artık ortaklar üçte iki oranında hissselerle karar alabilecek. Üçte iki burada ancak 3. maddede bu oran yok ama herkes buna tabi olmuş. Nedeni meçhul.

Onun için yasanın dediğini pek çok yerde anlamak mümkün değil. Sonra apar topar sonuca geliyorsunuz. Binanız yıkılacak, iyisi mi bir müteahhide vereyim sağlam bina yapsın diyorsunuz da, müteahhidin işi gereği gibi zamanında sonuçlandıracağının garantisi ne? Piyasada bir sürü türedi müteahhit var, işi yarım bırakıp kaçıp gidiyor, bu durumda evi elinden alınan vatandaş ne yapacak? İşte bu bilinmezler içinde okuyucuma yasal, makul ve mantıklı bir yanıt veremiyorum. Ancak dayanıksız raporuna karşı onbeş gün içinde itiraz mümkün, itiraz sonucu için de idare mahkemesinde iptal davası açmak mümkün ama yukarıda anlattığım biçimde işin içinde hukuk mantığına ve prensiplerine sığmayan işler var.

Sıradaki haber yükleniyor...