Furkan Lüleci

15 Şubat 2022, Salı 13:48

İletişim 3.0 borsasının buluşma noktası açıldı

Bugüne dek birçok farklı ortak çalışma ve etkinlik alanını deneyimleme fırsatı buldum. Biliyorsunuz son yılların en popüler konularından biri co-working. Pandemi ile birlikte uzaktan veya hibrit çalışma modeli daha çok benimsenmişken şu sıralar bu model biraz daha farklılaşmaya ve yaygınlaşmaya başladı.

Sizleri goodspaces ile tanıştırmak istedim.

10 Şubat Perşembe günü 42 Maslak’ta kapılarını açan goodspaces kendini sanat, teknoloji ve sürdürülebilirliği odağına alan markaların bir araya geldiği bir platform olarak tanımlıyor. Kurucuları ise A46 Organizasyon’un kurucusu Selim Demir ve Effect BCW kurucusu Gonca Karakaş.

Goodspaces’in henüz resmi açılışı olmadan WWF, UNDP, Yuvam Dünya gibi sivil toplum örgütlerine gönüllü destek vermeye başladığını da hatırlatayım. Dijital dönüşüme merhaba diyen bu oluşumun güçlü de bir etkinlik takvimi duyuruldu.

10-13 Mart tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan Metaverse Days; dijital iletişim çağında hayatın tüm noktalarına dokunmayı ve yeni farkındalıklar yaratmayı hedefliyor. Bu etkinlikte; NFT sergileri, dijital sanat konserleri, metaverse sohbetleri ve daha fazlası yer alıyor. Mart ayında kadınlar günü temalı ve Nisan’da da çocuk etkinlikleri olmak üzere dijital dönüşümün en iyi örneklerinin görüleceği çalışmalar planlanıyor.

Düşünsenize, bugüne dek gerçekleştirilen bütün etkinlikleri ve lansmanları bir kenara bırakıyorsunuz ve sanal bir evrende fiziksel bir etkinlik gerçekleştirmeniz bile mümkün oluyor. Bu sayede hem dijitalin gücüyle bütün dünyaya sesinizi duyurabiliyorsunuz hem de insanlığın fiziksel olarak bir araya gelme alışkanlığını beslemiş oluyorsunuz.

Ben şahsen metaverse ile gerçekleştirilen bir online etkinliğin sonunda, yaşadığım deneyimi etkinlik sonrası fiziksel olarak da konuşmak isterim. Sıcak bir kahveyi yudumlarken ve sohbet ederken gerçekten birinin gözlerinin içine bakmanın verdiği his hiçbir zaman değişmez. İşte tam bu noktada her iki evrende de gerçek zamanlı bulunabilmek çok değerli.

03 Şubat 2022, Perşembe 13:23

3D artırılmış gerçeklik ile otomobiller geleceğe hazır

Geçen ay ABD, Las Vegas’ta yapılan CES 2022 fuarı ancak bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz teknolojilerin bir bir gerçekleşmeye başladığının kanıtı gibiydi. En ilgi çeken ürünlerden biri de California merkezli Türk şirketi CY Vision’ın otomotiv sektörüne yönelik tasarladığı 3D Artırılmış Gerçeklik Ön Cam Yansıtma teknolojisi 3D AR-HUD oldu.

Metaverse’ü oluşturan 90 şirketten biri olan şirketin CEO’su Orkun Oğuz’a bu yeni teknolojinin otomobillerde ne gibi değişiklikler yaratacağını ve sürüş deneyiminin yeni boyutlarını sordum.

Şirketin kuruluş hikayesinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Prof. Dr. Hakan Ürey ve Prof. Dr. Göksen Yaralıoğlu ile beraber üç kurucu ortak olarak birbirimizi İzmir Fen Lisesi yıllarından beri tanıyoruz. Prof. Dr. Hakan Ürey’in Koç Üniversite’nde geliştirdiği AR görüntüleme teknolojisi belirli bir aşamaya gelince şirketimizi ABD’de Silikon Vadisi’nde önce Vestel Ventures ve Intel Capital sonrasında Koç Holding, IFC, Revo Capital gibi önemli şirket ve VC’lerden destek alarak kurduk ve büyüttük.

CES 2022 fuarında geliştirdiğiniz 3D Artırılmış Gerçeklik AR-HUD (3D Augmented Reality Head-Up Displays) teknolojisini tanıttınız. Bu teknoloji nedir ve sağladığı faydalar nelerdir?

3D AR-HUD her türlü hava koşulunda ve mesafede sürücüye en geniş görüş açısını veren ve gerçek anlamda derinlik ve üç boyutlu görüntü ile artırılmış gerçeklik deneyimi sunan bir teknoloji.

Araç içinde sürücünün ön camdan baktığında navigasyon, trafik uyarıları ya da yolla ilgili tüm bilgileri yol üstünde sanal olarak görmesini sağlıyoruz. Bu şekilde telefon ya da gösterge ekranlarına ya da AR gözlüğe ihtiyaç kalmadan sürücüler ihtiyaçları olan tüm bilgilere gözlerini yoldan ayırmadan ulaşabiliyorlar.

07 Aralık 2021, Salı 15:47

Metaverse ile gelecek çok yakın

Facebook’un patronu Mark Zuckerberg’ün şirketinin adını Meta olarak değiştirmesinin ardından son günlerde 'metaverse' sözcüğünü çok daha sık duyar olduk. “Sanal dünyada oluşturulan algısal evren” olarak tanımlanan metaverse'ün ne olduğunu henüz çoğumuz anlamıyoruz. Bu tanımlama da yeterli değil açıkçası.

Zuckerberg metaverse için “Vücut bulmuş internet” diyor. Şu anki internetin içinde var olan her şeyin artırılmış gerçeklikle, yani üç boyutlu ortamlarda, fiziksel deneyimlerle bir araya gelmesi diye düşünebilirsiniz. Şu an VR gözlüklerle kısmen elde edilen bu sanal gerçeklik metaverse’ün gelişmesiyle çok daha ileri boyutlara ulaşacak.

Örneğin bir otomobil şirketi yeni modelini metaverse’de kullanıma sunacak ve siz onu sanal bir şekilde deneyimleyebileceksiniz. Belki de bu tür kullanıcı deneyimlerinden aldığı geri bildirimlerle şirket modelde değişiklikler yaptıktan sonra üretime geçecek. Ya da şu an yazışarak yaptığınız tüm sohbetleri konuştuğunuz kişi karşınızdaymış gibi gerçekleştirebileceksiniz.

Metaverse aslında bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz birçok ütopik hayali gerçekleştirecek. Ancak hayatın tümüyle sanal ortama taşınmasıyla gerçek insan etkileşimine kendimizi kapatmamız riskini de taşıyor. Koronavirüs salgını nedeniyle iş dünyasının evlere taşınıp toplantıların dijitalleşmesi metaverse’ün çok küçük ve ilkel bir ilk adımı aslında. Bahsettiğim filmlerde hologramlarla katılım sağlanan toplantıları mutlaka görmüşünüzdür. İşte bizi böyle şeyler bekliyor.

Metaverse aynı internet gibi sahibi olmayan uçsuz bucaksız bir dijital ortam. Metaverse’e giren her şirket bahsettiğim bu tür hizmetleri sunabilecek. Ya da şu an internette olduğu gibi kullanıcılar da hem ücretli hem de bedava birçok uygulamaya, dolayısıyla hizmete ulaşabilecek. Gelecek hiç bu kadar yakın olmamıştı.

BUNUN SONU IŞINLANMA

1.38 milyar nüfuslu Hindistan'da 7 yıl önce kurulan yemek siparişi platformu Swiggy’nin değeri bugün 5 milyar dolara ulaşmış durumda. Oraların Yemeksepeti diyebileceğimiz Swiggy, ‘Banabi’ benzeri market sipariş platformu da kurmuştu. Adına ‘Instamart’ dediği bu teslimat uygulamasına da 700 milyon dolar yatıracağını duyurdu.

19 Ekim 2021, Salı 15:09

Dijital içerik platformları gücüne güç katmaya devam ediyor

GAIN, farklı içerikleriyle yeni sezonda çok iddialı

Dün adeta kendimi Türkiye’nin en büyük dizi setinde gibi hissettim. Four Seasons Otel’de yerli dijital içerik platformu GAIN yeni sezon lansman daveti ve Hamlet adlı yerli yapımın galası vardı. Kafamı nereye çevirsem bir ünlü ile karşılaştım. Sanırım bu davet, pandemiden sonra gerçekleştirilen ve ünlülerin yoğun katılım gösterdiği geniş çaplı ilk davetlerdendi.

Ahsen Eroğlu, Aydan Şener, Bensu Soral, Berrak Tüzünataç, Burak Kut, Ece Sükan, İlyas Salman , Kenan Doğulu ve Beren Saat, Mehmet Turgut, Murat Cemcir, Müge Boz ve Caner Erdeniz, Şevket Çoruh, Yılmaz Vural ve Zerrin Tekindor…

Sahi bu kadar ünlü ismi en son ne zaman bir arada gördük?

Gerçekten muazzam bir sahne ile Hamlet’in ilk gösterimini gerçekleştirdi GAIN. Kurucusu Gözde Akpınar, GAIN yolculuğunun 10 aylık bir yolculuk olduğunun altını çizerek “Bizim derdimiz birazcık farklı. Bunu söze döktüğünüzde olmuyor. Biraz zamanla ve yaptıklarımızla bunu anlatacağımızı düşünüyorum. Umarım yeni dönem hepimize çok iyi gelir, çok bereketli gelir, medyada da bir şeylerin değişimine ön ayak oluruz” dedi.

Aslında bu sözler var olan düzene biraz olsun tepki niteliği taşıyor gibi. Şayet geleneksel medyada yer alan yapımların ne denli sanat özelliği taşıdığı ya da içeriklerin ne kadar toplumu doğrudan yansıttığı tartışılır.

Ayakta alkışlıyorum Gözde Akpınar’ı. Bence olacak. GAIN, Türkiye’de içerik kültürünü başka bir evreye taşıyacak.

01 Ekim 2021, Cuma 11:49

'Turizm bir kitle hareketidir ve doğa ile iç içedir'

Merkezi Londra’da bulunan Dünya Turizm Forumu Enstitüsü (WTFI), turizm sektörünün en önemli akıl önderlerinden biri. Kurum, turizm sektörünün geleceğine yön veren hem akademik hem de iş dünyasını ilgilendiren çalışmalar yürütüyor. Enstitünün kurucu başkanı Bulut Bağcı ile Türkiye ve dünyada turizmi konuştum.

• Dünya Turizm Forumu Enstitüsü turizme nasıl bir katkı sağlıyor?

Çalışmalarımızla ilgili güncel bir örnek vermek isterim. Covid-19 ilk başladığında, kıyı otelciliği ile ilgili yaptığımız araştırmalarda özellikle hijyen şartları sebebi ile Açık Büfe kavramının evrimleşip daha steril bir hal alacağını öngörmüştük. Kısa süre sonra tüm otel grupları ‘Açık Büfe’ kavramını belirttiğimiz formata evirdi. Ayrıca enstitünün en önemli çalışmalarından biri de hükümetlere turizm konusunda danışmanlık veriyor olması. Bu kapsamda şu ana kadar çalıştığımız ülkelerden bazıları; Angola, Güney Afrika, Pakistan ve Endonezya.

• İçinde bulunduğumuz küresel salgının turizmin geleceğini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? Turizm sektörü, insan sağlığını göz önünde bulundurarak bundan sonraki süreçte nasıl sürdürülebilir önlemler almalı?

İçinden bulunduğumuz pandeminin turizm bakışı ile en riskli kısmını atlattık. Bundan bir yıl öncesine döndüğümüzde havayolu şirketleri, oteller ve hatta ülkeler bu konuyu nasıl yürüteceklerini bilmiyorlardı. Hatırlarsınız ‘maske’ tüm ülkelerde neredeyse karaborsada satılmaya başlamıştı. Şu an tüm kurum ve şirketler salgını nasıl yönetebileceğini daha iyi biliyor ve süreçlere hâkim. Salgının bize öğrettiği bir gerçeklik var, o da steril ortamlar.

Bundan sonra çoğu ülkenin bakanlıkları bu konu ile ilgili yönetmelik ve zorunluluk getirdi. Otellerin, havalimanlarının, uçakların, dahası yaşam alanlarımızın steril olması çok önemli. Eminim ki COVID-19 virüsü hayatımızdan çıkmayacak. Biz kendimize ona nasıl evrimleştirebiliyoruz ona bakmamız gerekli.

• Tüm dünya iklim krizi ile mücadele ediyor. Özellikle turizm kentleri iklim krizinden en az zararla etkilenmek için doğayı ve insanı koruyan bazı önlemler almalı. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, iklim krizi ile mücadelede Turizm sektörünün üstüne düşenler neler olabilir?