Babalık bu değil

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Özcan Deniz ile Feyza Aktan’ın arasındaki çekişme iyice çirkinleşti. Özcan Deniz gizlice kayıt ettiği görüntüleri, konuşmaları servis ediyor, velayet davasında ‘güya’ kendine avantaj sağlamaya çalışıyor. Feyza Aktan ise sürekli kendini savunmak, açıklama yapmak zorunda kalıyor. Yalnız Özcan Deniz’e hatırlatayım, evladına kötülük yapıyor. Sırf eski eşinden intikam almak için sürekli çocuğunu ortaya atıyor.

Yahu nasıl bir baba çocuğunu annesinden ayırmak için bu kadar uğraşır? Nasıl bir baba eski eşine bu kadar eziyet çektirir? Bir açıklamasında eski eşi Feyza Aktan için “Şiddet uygulamadım. Kurulacak çok cümle var ama evladımı üzecek kayıtlar bırakmamak adına susuyorum” demiş. Böyle mi kayıt bırakmıyor? Bu çocuk büyüdüğünde babası ile annesi arasında kendisi için yapılan kavganın bütün kayıtlarını internet sitelerinde görecek. Kayıt bırakmıyormuş... Peh...

Asaletli bir şekilde ayrılamayanların evlatları üzerinde bıraktığı tahribatı fark etmeleri de mümkün değil. Anlaşmanın, bir ortak yol bulmanın yerine kavgayla, bel altı oyunlarla birbirlerini yok etmeye çalışan ebeveynler, çocuklarının yaşayacağı her türlü psikolojik sorunun da sorumlusudur.

AŞIKLARIN İŞİ GEZEGENE KALMIŞ

Astrologlardan biri “Mars ile Uranüs arasında destekleyici bir görünüm var, 3 gün geçerli. Diyelim ki birinden hoşlanıyorsun ama ilk adımı atmakta cesaretin yok, işte bu etkileşim ihtiyacın olan cesaret motivasyonu verir” diye yazmış. Mars ile Uranüs’ün birbirini desteklemesi ne anlama geliyor anlamadım. Birbirlerine “Kralsın Mars, harikasın Uranüs” falan mı diyorlar acaba?

İlk adımı atmakta cesaret edemeyenler yıllarca bekledi de şimdi bu 3 gün içinde Mars ve Uranüs sayesinde motive olacak öyle mi? Hayatlarını astronomiye (astroloji değil) adayan bilim insanları bunu çözemedi, bizim astrologlar cesaretsiz aşıklar için yolu belirledi. Aman diyeyim, buna inanıp da öyle hoşlandığınız insandan işaret almadan harekete falan geçmeyin. Terslenmek bu işin en hafif sonucu olur. Maazallah, tacizle falan suçlanırsınız. Sonra sizi Mars ve Uranüs de kurtaramaz.

17 MAYIS’TA NE OLACAK?

Tam kapanma kararı uzatılmazsa 17 Mayıs’tan itibaren yollara, sokaklara, parklara meydanlara doluşacağız. Kafelerin ve restoranların açılması durumunda da belli ki dostlarla masaları dolduracağız. Peki ya uzarsa? İşte bu ihtimal hepimizin uykularını kaçırıyor. Hepimiz kafayı yemek üzereyiz. Sosyalleşme açlığı içinde olduğumuz bir gerçek. Bir yandan bu salgının kontrol altına alınmasını, bir yandan da kısıtlamaların bitmesini istiyoruz.

Hadi bizi geçtim, çocukların uzaktan eğitime odaklanması artık büyük sorun. Bir şekilde okulların açılması gerekiyor. Kendi kızlarımdan örnek vereyim, dersleri önceki seneye göre epey geriledi. Ne kadar üzerine düşsek de “Baba, okul açık değil ve artık zorlanıyoruz” cevabını alınca susuyoruz. Gerekirse bize uygulanan kısıtlamalar devam etsin ama çocuklar için artık bir çare bulunsun. Yoksa ciddi anlamda kayıp bir kuşak geliyor.

BİZ BUNA ALIŞIĞIZ

Biz Fenerbahçeliler daha önce üç kez son maçta şampiyonluk kaybettik. Böyle sonlara alışığız. Önceki gün Beşiktaş yenilirken elimize geçen fırsatı teperek bu yılı da hüsranla kapadık. Evet şampiyonluk ihtimali matematiksel olarak hâlâ var ama bir mucize olacaksa dahi o bizim başımıza gelmez.

Şimdi aynı şey Beşiktaş’ın başına gelebilir. İki hafta öncesine kadar en yakın rakibinden beş puan önde olan Beşiktaş şimdi hem kazanmak hem de gol hesapları yapmak zorunda. Hem Galatasaraylılar hem de Beşiktaşlılar için zor bir cumartesi olacak. Biz Fenerbahçeliler ise rahat bir gün geçireceğiz. Benimkisi de züğürt tesellisi işte...

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder